09:00 - 18:30

Açılış Saatlerimiz Pzrtsi. - Cmrtsi

+90 535 333 33 31

GSM - WhatsApp ve İletişim Telefonlarımız

Facebook

Twitter

Search
 

Tazminat Davası

Polat Arabuluculuk > Makale  > Tazminat Davası

Tazminat Davası

— Tazminat Davası

T.C YARGITAY

11.Hukuk Dairesi

Esas: 2009 / 8060

Karar: 2010 / 3

Karar Tarihi: 08.01.2010

ÖZET: Müsbet zararın tespitinde somut verilerin nazara alınması gerekir. Bu itibarla, mahkemece bilirkişiler aracılığı ile mahrum kalınan kazancın tespitinde gemilerin el konulma tarihlerinden önce çalıştırılmaları suretiyle ne miktar kazanç elde ettikleri hususunda davacı taraf ticari defter ve dayanaklarının incelettirilmesi gerekir.(6762 S. K. m. 866, 892, 921) (2004 S. K. m. 23) (818 S. K. m. 44)

Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.06.2008 gün ve 2007/445-2008/391 sayılı kararı bozan Daire’nin 08.04.2009 gün ve 2008/10582-2009/4282 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Davacılar vekili, 15.09.2003 tarihli dava dilekçesiyle davacılar ile davalının selefi arasında davacılara kullandırılan krediler nedeniyle gemi ipotek sözleşmeleri imzalandığını, gemilerden sağlanan navlun gelirleriyle yapılan ödemelerden borcun ödendiğini ve gemilerden birisinin kısmi bakiye borcu muaccel hale gelmediği halde davalı tarafın talebiyle değişik yabancı ülkelerde gemilerin haksız biçimde seferden alıkonarak tutuklandığını, Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki geminin satışı kararı alındığını, asıl kredi veren ve ipotek lehtarı olan Hamburgisch Landesbank’ın başka bir banka ile birleşerek H.S.H. Nordbank A.G.’ye dönüştüğünü, bu bankanın ipotek hakkına sahip olmadığı gibi müvekkillerinin ödeme girişim ve önerilerini reddederek haksız ve zararlandırıcı işlemlere yöneldiğini, müvekkillerince 2001 yılından bu yana (26.616.287,87) USD ödeme yapıldığını, yabancı ülke limanlarında bağlı bulunan gemilerin değerinin bakiye borcun çok üzerinde olduğunu, konusuz kalan ipoteğe dayanarak ve temerrüt dahi gerçekleşmeden gemilerin çok düşük bedellerle satılmaya çalışıldığını, davalı HSH Nordbank’ın TTK’nın 921/3. maddesine uygun temlik ve tescil işlemi yapmadığını, sözleşmenin 12. maddesiyle öngörülen temerrüt sonrası iki haftalık ihbar süresinin tanınmadığını, esasen müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini, ipotek sözleşmelerinde Türk Hukuku yetkili kılındığı halde davalı tarafın yetkisiz yabancı mahkemelerde o ülkeler hukukuna göre gemilerin satışını istediğini, TTK’nın 866. maddesine göre Türk Gemi Sicili’ne kayıtlı gemilerin mülkiyetinin edinilmesi ve kaybının Türk Kanunlarına tabi olduğunu, aynı Yasa’nın 892. maddesine göre yola çıkmaya hazır geminin cebri icra yoluyla satılamayacağını ve ihtiyaten haczedilemeyeceğini, davalının haksız eylemleri sonucu gemilerin çalışmamasından dolayı zarara uğranıldığını, müşteriler ve onların da sorumlu olduğu yük sahiplerinin gemilerin yükümlülüklerini yerine getirmemesinden, liman ve tutuklama masraflarından, yapılan yargılama giderlerinden, yakıt, kumanya ve personel masraflarından, düşen iş bağlantılarından ve kaybolan ticari itibardan doğan zararlardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik (50) milyar TL tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, birleştirilen davada ise gemilerin yurt dışında gerçek değerlerinin çok altında bir fiyatla satıldığını, bunun asıl davaya konu zarar kalemlerine ek yeni bir zarar kalemi oluşturduğunu ileri sürerek, tüm zararlar için şimdilik (50.000) USD’nin, 15.09.2003 tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 24.08.2004 tarihli dilekçeyle de asıl davadaki istem (7.272.947.899.071) TL’ye, birleştirilen davadaki istem (59.627.195,61) USD’ye çıkartılmıştır.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, Dairemizin 13.10.2006 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre asıl davanın (7.272.947,89) YTL, birleşen davanın (59.627.195,61) USD üzerinden kabulüne ilişkin olarak oy çokluğu ile verilen karar, davalı vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.

Davacılar vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

Müsbet Zararın Somut Verilerle Tespit Edileceği

1-  Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin aşağıda (2) no.lu bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Ancak, davacı taraf dava ve birleşen davada diğer iddialarının yanı sıra taraflar arasında imzalanan Gemi İpotek sözleşmelerinin 17/a maddesinde <bu ipotek Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanacak ve icra olunacaktır> hükmü yer aldığı halde davalı tarafın bu hükme ve dolayısıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 45’inci maddesi hükmüne aykırı olarak üzerinde ipotek tesis edilen gemileri dört ayrı ülkede ve o ülke mahkemelerinden aldığı kararlarla önce seferden men ettirip, bilahare de açık arttırma yoluyla düşük bedellerle sattırarak davacıları zarara uğrattığı iddiasını da ileri sürmüş ve Dairemizin mahkemece uyulan 13.10.2006 Tarih, 2006/8091 E, 2006/10232 K sayılı ilamının (1) no.lu bendinde <……, davalı bankaca sefer halindeki gemilerin dört ayrı yabancı ülkede seferden men ettirilip daha sonra sattırılarak haksız zarara uğratıldıkları iddiasının ilişkin bulunduğu banka işlemleri ve girişimlerinin dayanağı olan kredi sözleşmelerinin 12/a maddesi hükmüyle sözleşmeden doğan davalarda Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış ise de, davalı bankaca kredi alacağının ödenmediği iddiası ile yaptığı girişimlerin temelde kredi alacağının güvencesi olmak üzere lehine tesis edilen birinci derece birinci sıra karz ipoteğinden doğan hakka dayandırılmış bulunmasına, ipoteklerin de siciline kayıtlı bulunduğu İstanbul gemi sicilinde oluşturulmasına ve İİK’nın 23/son maddesince icra işlemleri bakımından Gemi Sicili’ne kayıtlı gemilerin taşınmaz hükmünde sayılması ve ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesiyle kurulan ipoteklerin Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanarak yürütülmesinin kararlaştırılmış olması …> şeklindeki gerekçeyle ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesi hükmüne göre ipotekli gemilerin icra işlemlerinin Türkiye’de yapılması gerektiği kabul edildiğinden yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece de Dairemizin anılan ilamına uyulmakla bozma kapsamı dışında bırakılan bu hususta davacılar yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur. Ortada usulü müktesep hak müessesesinin istisnaları da bulunmadığından davacılar vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulü gerekmiştir. Bu durumda ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda açıklandığı ve mahkeme gerekçesinde de yer aldığı üzere davacılar usulünce temerrüde düşürülmeden İİK’nın 45’inci ve 257’nci maddelerine aykırı olarak gemilerin yurt dışında ve yerel mahkemelerden alınan kararlarla seferden men ettirilerek çalışmalarının önlenmesi ve bilahare de o ülkelerde gerçekleştirilen icra işlemleri ile sattırılması ipotek sözleşmelerinin belirtilen hükümlerine ve İİK’nın emredici mahiyette bulunan anılan hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden Dairemiz bozma ilamının anılan hususlarda inceleme yapılmasına yönelik (2) ve (3) no.lu bentlerinin tamamen, mahsupla ilgili (4) no.lu bendinin ise (Kabul şekli itibariyle de) yazılı ibarelerinin ve ayrıca da (4) no.lu bendin 2. fıkrasında yer alan (Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir) bölümünün ortadan kaldırılarak, davalı vekillerinin temyiz aşamasında inceleme dışı bırakılan zararın kapsamı ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.

3-  Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu ile ek raporda gemilerin değerinin Dairemizin uyulan bozma ilamına uygun olarak saptanmış olması ve gemilerin sözleşme hükümlerine aykırı olarak sattırılarak davacıların mal varlığından çıkartılması sebebiyle gemi bedellerinin zarar olarak istenip, hesaplanmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

4- Ancak, Dairemizin uyulan son bozma ilamında belirtildiği üzere müsbet zararın tespitinde somut verilerin nazara alınması gerekir. Bu itibarla, mahkemece bilirkişiler aracılığı ile mahrum kalınan kazancın tespitinde gemilerin el konulma tarihlerinden önce çalıştırılmaları suretiyle ne miktar kazanç elde ettikleri hususunda davacı taraf ticari defter ve dayanaklarının incelettirilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması bozmayı gerektirmiştir.

5- Öte yandan, her ne kadar davalı bankaca gemilerin seferden men ettirilmesi ve yurt dışında gerçekleştirilen cebri icra işlemleri yanlar arasındaki sözleşme hükümleri ile İcra ve İflas Kanununun emredici hükümlerine aykırı ise de, davacı tarafın da gemilere el konulmasından sonra basiretli bir tacir gibi davranarak borcunu ödemek suretiyle zararın artmasını önlemesi gerekirken, bu yönde bir girişimde bulunmaması sebebiyle BK’nın 44’üncü maddesi uyarınca hükmolunan tazminattan indirim yapılması gerekirken mahkemece soyut gerekçe ile BK’nm 44’üncü maddesinin uygulanmaması da bozmayı gerektirmiştir.

Mahrum Kalınan Kazancın Tespitinde Gemilerin El Konulma Tarihlerinden Önce Çalıştırılmaları Suretiyle Ne Miktar Kazanç Elde Ettiğinin Taraf Defterlerinden Saptanması Gereği

Sonuç: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 08.04.2009 T, 2008/10582 E, 2009/4282 K sayılı ilamının (2) ve (3) no.lu bentlerinin ortadan kaldırılmasına, (4) no.lu bendinin 1. cümlesinde yer alan <kabul şekli itibariyle de> ibaresinin ve 4 no.lu bendin 2. fıkrasının (sonuç kısmında 5 no.lu fıkra olarak belirtilen) karardan çıkartılarak, davalı vekilinin temyiz aşamasında incelenmeyen zararın kapsamı ve miktarı ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine, 3’üncü bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, yerel mahkeme kararının temyiz ilamında kabul edilen (4) no.lu bozma kararında belirtilen nedene ilaveten 4 ve 5 no.lu bentlerde yazılı nedenlerle de davalı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcın isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 08.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.polatarabuluculuk.com.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

No Comments

Leave a Comment