09:00 - 18:30

Açılış Saatlerimiz Pzrtsi. - Cmrtsi

+90 535 333 33 31

GSM - WhatsApp ve İletişim Telefonlarımız

Facebook

Twitter

Search
 

Tapu Sicilinin Tutulmasından Dolayı Kusursuz Sorumluluk

Polat Arabuluculuk > Makale  > Tapu Sicilinin Tutulmasından Dolayı Kusursuz Sorumluluk

Tapu Sicilinin Tutulmasından Dolayı Kusursuz Sorumluluk

Altyapı Katılım Payının Tahsili İstemi

T.C YARGITAY

4.Hukuk Dairesi

Esas: 2000 / 18

Karar: 2000 / 545

Karar Tarihi: 27.01.2000

ÖZET: Her ne kadar, Hazine Tapu Sicilinin tutulmasından dolayı kusursuz sorumlu ise de, kusursuz sorumlulukta dahi hukuka aykırı eylem ile, zararlandırıcı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Diğer bir anlatımla, hukuka aykırı olan eylem ile zarar arasındaki uygun illiyet bağı, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru, veyahutda beklenmeyen bir nedenden dolayı kesilmiş olmamalıdır.(743 S. K. m. 917) (1086 S. K. m. 440, 442) (818 S. K. m. 51)

Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen kararın; dairemizin 11.10.1999 gün ve 1999/5620-8292 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

Tazminat Davası

Karar: Davacılar, davalı hazine dışındaki kişilerle birlikte miras bırakan H’ın mirasçıları olduklarını, gerçek kişi olan davalların bu durumu bilmelerine rağmen miras bırakandan aldıkları veraset belgesinde mirasçı olarak gösterilmediklerini böylece davalıların veraset belgesine göre miras bırakan H’dan kalan taşınmazları üçüncü kişilere sattıklarını üçüncü kişi hakkında açtıkları tapu iptal davasının sonuçsuz kalıp kararın kesinleştiğini bunun sonucunda zarara uğradıklarını, gerçek kişi olan davalılarla birlikte Hazine’nin de Medeni Kanunun 917. maddesi uyarınca sorumlu olduğunu belirtmek suretiyle taşınmaz bedelinin ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.

Mahkemece istem kabul edilmiş, bir kısım davalıların temyizi zerine dairece karar onanmıştır. Davalı Hazine’nin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine dosya yeniden incelenmiştir.

Yanlış Veraset İlamı

Dosyadaki kanıtlara göre, davalı gerçe kişi olan V, M ve H’nin tapu maliki H’ın tek mirasçsı olduklarına ilişkin aldıkları veraset belgesine dayanarak miras bırakan H’dan kalan ve bedeli istenen taşınmazları üçüncü kişilere sattıkları, davacılarn üçüncü kişiler hakkında açtıkları tapu iptali davasının sonuçsuz kaldığı görülmüştür. Yine alınan veraset belgesinde davacıların Hanım’ın mirasçıları olmalarına karşın veraset belgesinde mirasçı olarak yer almadıkları da anlaşılmıştır. İşte davalılar alınan bu veraset belgesi uyarınca tapuda işlem yapmışlardır. Görüldüğü gibi zararlandırıcı eylem, tapu sicilinin tutulmasından değil, gerçek kişi olan davalıların hukuka aykırı olan ağır kusurlarından kaynaklanmaktadır. Her ne kadar Hazine Medeni Kanunun 917. maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından dolayı kusursuz sorumlu ise de kusursuz sorumlulukta dahi hukuka aykrı eylem ile zararlandırıcı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Diğer bir anlatımla hukuka aykırı olan eylem ile zarar arasındaki uygun illiyet bağı, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru, veyahutta beklenmeyen bir nedenden dolayı kesilmiş olmamalıdır.

Somut olayda gerçek kişi olan davalıların ağır kusuru sonucu illiyet bağının kesildiği böylece, kusursuz sorumlu olan Hazine’nin de bundan dolayı sorumlu olmadığı sonucuna varılmalıdır. Aksi durumda her kusursuz sorumluluk halinde uygun illiyet bağının varlığı aranmayacaktır. Bu durumda da kusursuz sorumluluk hallerinde kusursuz sorumlu olanın sorumluluktan kurtulma olanağı ortadan kalkmış olacaktır. Böylece kusursuz sorumluluk halleri ile örtüşecektir ki hukukumuzda risk nazariyesine göre sorumluluk Medeni Kanunun 917. maddesinde öngörülmemiştir.

Davalının Ağır Kusuru Sonucu İlliyet Bağının Kesilmesi

Açıklanan şu duruma göre davalı Hazine’nin sorumluluğuna karar verilmemesi gerekirken onun hakkında da hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir, anca karar onanmış bulunduğundan Hazine’nin karar düzeltme istemi kabul edilmeli ve karar yukarıda gösterilen nedenlerle bozulmalıdır.

Sonuç:  Davalı Hazine’nin karar düzeltme isteminin kabulüne, onama kararının kaldırılmasına kararın yukarıda belirten nedenlerle (BOZULMASINA), 27.1.2000 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava tapu sicilinin tutulmasından doğan maddi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen hüküm altına alınmış, arar davalılardan Hazine vekilince temyiz edilmiş ve dairemizce onanmıştır.

Davacı dava dilekçesinde yanlış veraset ilamına dayanarak muriste kalan taşınmazın davalılara geçirildiğini onlardan da iyi inançlı üçüncü kişilerin satın aldığından söz ederek tazminat isteğinde bulunmuştur.

İlke olarak sahte vekaletname ya da veraset belgesine dayanarak yapılan işlemlerden MK. m. 917’ye göre Hazine’yi sorumlu tutabilmek için gerçek hak sahibinin düzeltim davası ile hakkına kavuşmaması gerekir. Çünkü düzeltim davası ile taşınmaza sahip olunabilir. Zararda gerçekleşmemiştir. Ancak, taşınmaz üçüncü kişiye satılırsa gerçek hak sahibinin iyi inançlı üçüncü kişiye açacağı düzeltim davasından bir sonuç da alınamayacağı kuşkusuzdur. Zaten davada bu aşamaların sonunda açılmıştır.

Sorumluluğun Ortadan Kalkması

Hazine’nin sorumluluğu esas olarak bu konumda tartışılır. Devlet, MK. m. 917 doğrultusuda tapu siciline tanınan güvenden ötürü gerçek hak durumu yansıtmayan kayıtlardan doğan sorumluluğu üstlenmektedir. Buradaki sorumluluk türü olağanüstü sebep sorumluluğudur. Öğretide yargısal inançlarda baskın görüş sahte vekaletname ya da veraset belgesine dayanan işlemden doğan zararlarda Devletin Medeni Kanun madde 917’ye göre sorumlu olacağıdır (Tandoğan, Tekinay, Akipek öğretiye egemen olan bu görüşün belli başlı savunuculardır. Bkz. tartışma için Karahasan, M.R.: Mülkiyet Hakkının kazanılması, C: 2, 1998, s 2070). Öte yandan HGK’nin 20.1.1960 gün 4/1 esas, 3 karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır. (Aynı eser, aynı sayfa.)

Böyle bir sorumlulukta devlet, diğer sorumlularla birlikte BK. m. 51’e göre eksik teselsül hükümleri uyarınca sorumludurlar.

Medeni Kanunun 917. maddesinin ikinci fıkrası devletin memura dönmesi yani rücu etmesini düzenlemiştir. Bu düzenlemeye göre memur ancak kusuru dolayısıyla doğan zarardan sorumlu olur. Kusursuz ise sorumlu olamaz. O halde devlet, memuru kusursuz olsa dahi zarardan sorumlu olacaktır. Bu düşünce güven prensibinin bir sonucudur. Devletin sorumluluğu ancak olağanüstü sebep sorumluluğunun koşulları gerçekleşmemesi halinde mümkündür. Eyleme katılan mirasçılar üçüncü kişi anlamında kabul edilemez.

Somut olayı anılan ilkeler ışığında değerlendirdiğimizde davalı Hazine doğan zarardan sorumludur. Yerel mahkeme kararı doğrudur. Davalı Hazine’nin karar düzeltme isteğinin reddi düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.polatarabuluculuk.com.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

No Comments

Leave a Comment