09:00 - 18:30

Açılış Saatlerimiz Pzrtsi. - Cmrtsi

+90 535 333 33 31

GSM - WhatsApp ve İletişim Telefonlarımız

Facebook

Twitter

Search
 

Rekabet Kurulu Kararının İptali İstemi

Polat Arabuluculuk > Makale  > Rekabet Kurulu Kararının İptali İstemi

Rekabet Kurulu Kararının İptali İstemi

— Rekabet Kurulu Kararının İptali İstemi

T.C DANIŞTAY

13.Daire

Esas: 2007 / 4872

Karar: 2010 / 9

Karar Tarihi: 05.01.2010

ÖZET: Cepsa’nın %4,35 oranındaki ilave hissesinin Total tarafından devralınması işleminin, kapanış tarihi olan 13.10.2006 tarihinden önce Rekabet Kurulu’nun izni olmadan gerçekleştirildiği sabit olduğundan, davacıya, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının 5388 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik (c) bendi uyarınca, eylem tarihinde yürürlükte bulunan 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca 1.592 TL idari para cezası verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.(4054 S. K. m. 16, 17, 27, 55) (5388 S. K. m. 2) (5326 S. K. m. 3, 5) (5237 S. K. m. 7) (Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ m. 2, 5)

Davanın Özeti: İzne tabi devralma işleminin Rekabet Kurulu’nun izni olmaksızın gerçekleştiğinden bahisle, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 2006/1 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin Rekabet Kurulu’nun 20.12.2006 tarih ve 06-92/1186-355 sayılı kararının davacı şirkete yönelik kısımlarının; devrin Türkiye piyasasını etkilememesi için gerekli tüm önlemlerin alındığı, Kurul’un benzer kararlarında belirtilen <etki teorisi> nin olayda gerçekleşmediği, Kurul tarafından devrin Türkiye’deki etkisi incelenmeden karar verildiği, kaldı ki devrin Türkiye piyasalarını etkilemesinin 2-3 yıl süre alacağının Kurul tarafından da kabul edildiği, savunma alınmaksızın yaptırım uygulandığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Devralma işlemiyle, Türkiye’ye ithalat gerçekleştiren şirketin kontrolünün ele geçirildiği, dolayısıyla ithalatın kontrolünün el değiştirdiği, davacı tarafından alınabilecek tüm önlemlerin, devirden önce Kurul’dan izin alınmasının yerine geçemeyeceği, devirden önce izin alınmasının amacının, devrin rekabet yönünden olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılması olduğu, 4054 sayılı Kanun uyarınca, izne tabi bir birleşme ya da devrin Kurul’un izni olmaksızın gerçekleşmesinin idari para cezasının uygulanması için yeterli görüldüğü, bunun dışında devrin piyasa üzerinde etkisinin incelenmesine gerek bulunmadığı, yapılan düzenlemelerle taraflara başvurularına ilişkin tüm bilgi ve belgeleri sunma olanağının tanındığı, ayrı bir savunma prosedürüne gerek bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Ahmet EĞERCİ’nin Düşüncesi: Dava dosyasının incelenmesinden; Cepsa’nın %4,35 oranındaki ilave hissesinin Total tarafından devralınması işleminin kapanış tarihi olan 13.10.2006 tarihinden önce Rekabet Kurulu’nun izni olmadan gerçekleştirildiği anlaşıldığından, davacıya, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının 5388 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik (c) bendi uyarınca idari para cezası verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Birgül KURT’un Düşüncesi: Dava, 20.12.2006 tarihli 06-92/1186-355 sayılı Rekabet Kurulu kararının; izne tabi olduğu anlaşılan devralma işlemini, Rekabet Kurulu izni olmaksızın gerçekleştirilmesi nedeniyle davacı şirkete Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca 1.592 YTL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.

Birleşme Ve Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmesi İçin Kurula Bildirilerek İzin Alınması Gereği

4054 sayılı Yasanın 2, maddesinde; <Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun kapsamına girer.> hükmü yer almış,

 

7.maddesinde ikinci fıkrasında ise; hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan edileceği bildirilmiştir.

 

Aktarılan kurala göre, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün birleşme ve devralma işlemlerinin, hukuki geçerlilik kazanabilmesi için, Kuruldan izin alınması zorunluluğu bulunmadığı, bu kuralın istisnası olarak, hangi tür birleşme ve devralmaların hukuken geçerli olabilmeleri için önceden izin alınması gerektiği konusunda, Kurula tebliği çıkarma yetkisi verildiği görülmektedir.

Davada, Total S.A. ve Banco Santander Central Hispano S.A. tarafından ortaklaşa kontrol edilen Compania Espanola de Petroleos S.A.’nın %4,35 oranında ilave hissesinin Total S.A. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi istemi üzerine, 20.12.2006 tarihli 06-92/1186-355 sayılı Rekabet Kurulunca bildirim konusu İşlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı <Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ> kapsamında izne tabi olduğu karar bağlanmış olup, Kurulca izin verilen bildirime konu bu işlemin, 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında izne tabi olduğu hususunda taraflar arasında da çekişme bulunmamaktadır.

Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin <Satın Alım Hakkı> na ilişkin kısmının 3.3 nolu alt başlığında, söz konusu devir işleminde kapanışın ön şartı olarak AB Komisyonu’nun ve/veya İspanyol (ve/veya Portekiz) rekabet otoritelerinin izinlerinin gerektiği belirtilmiş, anılan isleme ilişkin AB Komisyonu’na izin başvurusu 8.9.2006 tarihinde yapılmış, Komisyon, söz konusu işlemin 139/2004 sayılı Duyuru’nun kapsamına girdiğini ve basitleştirilmiş usulle izin verildiğini 13.10.2006 tarih ve M4329 sayılı kararıyla açıklamıştır.

13.10.2006 tarihinde, taraflar arasında hisselerin satış işlemi gerçekleştirilmesinden sonra, anılan devrin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde de hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Rekabet Kurulu’na 30.10.2006 tarihinde başvuru yapılmıştır.

Bu durumda, devir işleminin kapanışından sonra bu işleme izin verilmesi için başvurulduğundan, kararın dava konusu kısmının Yasanın 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin kısmında mevzuata aykırılık görülmemiştir.

Kurulca çıkarılacak Tebliğ kapsamında olan birleşme ve devralmalar için önceden izin alınması gerektiği, bu bağlamda Kurula verilen yetkinin de birleşme ve devralma işleminin herhangi bir şekilde gerçekleşmesinden sonra etki doğurup doğurmadığı değil, devir öncesi durumun denetlenmesi olması karşısında, davacının; Rekabet Kurulunun söz konusu işleme ilişkin onayı öncesinde işlemin Türkiye ‘de yürürlüğe konulmasını engelleyici önlemler alınması nedeniyle idari para cezası verilmemesi gerektiği yolundaki iddialarında hukuki isabet bulunmamaktadır.

İlave Hissesinin Total Tarafından Devralınması İşlemi

Kararın idari para cezası verilmesinde 2006 yılının esas alınması ve buna göre ceza tutarının belirlenmesine ilişkin kısmına gelince;

4054 sayılı Yasanın işlem tarihinde yürürlükte bulunan 16. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan <…yasaklanmış olan davranışları gerçekleştirdiği, bir yıl önceki mali yıl sonunda oluşan yıllık gayri safi gelirinin yüzde onuna kadar para cezası> verilebileceği yolundaki hüküm, 8.2.2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 472. maddesi ile <…nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idari para cezası verilir.> şeklinde değiştirilmiş,

Yine 5728 sayılı Yasanın 474. maddesi ile 4054 sayılı Yasanın 55. maddesinde yapılan düzenleme sonucu ise <Kurul kararlarına karşı yargı yoluna başvurulması kararların uygulanmasını ve İdari para cezalarının takip ve tahsilini durdurmaz.> kuralı getirilmiştir.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun <Genel Kanun Niteliği> başlıklı 3. maddesinde;

Bu Kanunun; idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,

Diğer genel hükümlerinin, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında da uygulanacağı;

<Zaman Bakımından Uygulama> başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının gönderme yaptığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’unun 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise; <Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.> hükmü yer almıştır.

4054 sayılı Yasanın 16. maddesi birinci fıkrası (c) bendinde öngörülen cezanın alt sının, <2005/2 Nolu 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 16 ve 17 nci Maddelerinde Düzenlenmiş Olan İdari Para Cezalarının 31/12/2005 Tarihine Kadar Geçerli Olmak Üzere Artırılmasının Duyurulmasına ilişkin Tebliğde> 1.6.2005- 31.12.2005 tarihleri arası için 1.450 TL;

2006/1 Nolu Tebliğde ise, 1.1.2006 – 31.12.2006 tarihleri arası için 1.592 TL olarak belirlenmiştir.

İdari para cezasının verilmesine neden olan devralma işleminin 2006 yılında gerçekleştiği, dava konusu Kararın 2006 yılı içinde alındığı dikkate alındığında, kararın verilmesinden sonra yapılan yasal değişiklik uyarınca 2005 yılı esas alınarak idari para cezası hesaplanması gerektiği ceza tutarının belirlenmesinde 2006 yılının esas alındığı, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin Tebliğler incelendiğinde; davacıya uygulanan 4054 sayılı Yasanın 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde öngörülen ceza miktarının, 2005 yılı sonu itibariyle 1.450 TL iken, 2006 yılı için 1.592 TL olduğu, 2005 yılının esas alınması halinde, durumun davacının lehine olacağı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, anılan hususun değerlendirilerek idari para cezası tutarı yönünden Kurulca yeniden bir karar verilmesinin gerekmekte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle 20.12.2006 tarihli 06-92/1186-355 sayılı kararının davacı şirkete verilen idari para cezası tutarı yönünden iptali, davaya konu diğer kısımları yönünden ise davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, duruşma için önceden belirlenen 05.01.2010 tarihinde davacı vekilleri Av. Gönenç Gürkaynak, Av. K. Korhan Yıldırım ile davalı Kurum vekili Av. Nuran İnan’ın geldikleri, Danıştay Savcısının hazır bulunduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilip dinlendikten ve Danıştay Savcısı’nın düşüncesi alındıktan sonra, taraflara son kez söz verilip duruşma tamamlandı.

Dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü;

Dava; izne tabi devralma işleminin Rekabet Kurulu’nun izni olmaksızın gerçekleştiğinden bahisle, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 2006/1 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin Rekabet Kurulu’nun 20.12.2006 tarih ve 06-92/1186-355 sayılı kararının davacı şirkete yönelik kısımlarının iptali istemiyle açılmıştır.

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 27. maddesinin (d) bendinde; birleşme ve devralmalara izin vermek Rekabet Kurulu’nun görev ve yetkileri arasında sayılmış, 7. maddesinde ise; bir ya da birden fazla teşebbüsün hakim durum yaratmaya veya hakim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu, hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kurul’a bildirilerek izin alınması gerektiğini, Kurul’un, çıkaracağı tebliğlerle ilan edeceği hükme bağlanmıştır.

4054 sayılı Kanun’un 7. maddesine dayalı olarak çıkarılan 1997/1 sayılı Rekabet Kurulu’ndan izin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’in 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, <herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları devralması veya kontrol etmesi> Kanun’un 7. maddesi çerçevesinde teşebbüsler arası birleşme ve devralma kabul edilerek, bunlar hakkında Tebliğ’in 4. maddesindeki koşullara bağlı olarak Rekabet Kurulu’ndan izin alınması gerektiği belirtilmiş; aynı maddenin ikinci fıkrasında, bu Tebliğ bakımından kontrolün, ayrı ayrı ya da birlikte, fiilen ya da hukuken bir teşebbüs üzerinde belirleyici etki uygulama olanağını sağlayan haklar, sözleşmeler veya başka araçlarla ve özellikle bir teşebbüsün malvarlığının tamamı veya bir kısmı üzerinde mülkiyet veya işletilmeye müsait bir kullanma hakkıyla veya bir teşebbüsün organlarının oluşumunda veya kararları üzerinde belirleyici etki sağlayan haklar veya sözleşmelerle meydana getirilebileceği vurgulanmış; Tebliğ’in 4. maddesinin birinci fıkrasında ise, bu Tebliğ’in 2. maddesinde belirtilen bir birleşme veya devralma sonucunda birleşmeyi veya devralmayı gerçekleştiren teşebbüslerin, ülkenin tamamında veya bir bölümünde ilgili ürün piyasasında, toplam pazar paylarının, piyasanın %25’ini aşması halinde veya bu oranı aşmasa bile toplam cirolarının 25,000.000 Türk Lirası’nı aşması halinde Rekabet Kurulu’ndan izin almalarının zorunlu olduğu düzenlenmiştir.

Öte yandan, 4054 sayılı Kanun’un davaya konu eylem ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan <Para Cezaları> başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrasının 5388 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik (c) bendinde, izne tabi birleşme veya devralma işlemlerin Rekabet Kurulu’nun izni olmaksızın gerçekleştirilmesi halinde teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri ve/veya bu birliklerin üyelerine para cezası verileceği öngörülmüş; 1997/1 sayılı Tebliğ’in <Birleşme ve Devralmaların Bildirilmesi> başlıklı 5. maddesinin son fıkrasında da aynı yönde hükme yer verilmiştir.

Belirtilen mevzuat hükümleriyle; herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları devralması veya kontrol etmesi birleşme veya devralma hali olarak kabul edilmiş, birleşmeyi veya devralmayı gerçekleştiren teşebbüslerin ülkenin tamamında veya bir bölümünde ilgili ürün piyasasında, toplam pazar paylarının piyasanın %25’ini aşması halinde veya bu oranı aşmasa bile toplam cirolarının 25.000.000 Türk Lirası’nı aşması halinde Rekabet Kurulu’ndan izin almaları zorunlu tutulmuş, izni tabi bir birleşme veya devralma işlemlerinin, önceden Kurul’un izni olmaksızın gerçekleştirilmesi halinde de, ilgililere para cezası uygulanacağı öngörülmüştür.

İzne tabi devir ve birleşmelerin Rekabet Kurulu’nun izni olmaksızın gerçekleştirilmesinin para cezası müeyyidesine bağlanması, devir işlemlerinde, hukuki olarak devirin, genellikle, taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirtilmiş olan kapanış tarihi ile gerçekleşmesi, kapanış tarihi belirtilmemiş olan sözleşmelerde ise çoğunlukla, belli izinlerin alınmasını takiben kapanışın yapılacağının belirtilmesi, diğer bir deyişle kapanışın yapılmasının devrin hukuki olarak gerçekleştiğini gösteren en önemli unsur olması ve

şirketlerin daha sonra herhangi bir sorunla karşılaşmamak ve devir işleminin hukuki geçerlilik kazanması açısından kapanıştan önce gerekli izinleri tamamlamasının gerekli bulunmasından kaynaklanmaktadır.

Para Cezası Verilmesinin İsabetli Oluşu

Dava dosyası ile işlem dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı Total S.A. (Total) tarafından, Banco Santander Central Hispano S.A. (BSCH) ile birlikte ortaklaşa kontrol ettikleri Compania Espanola de Petroleos S.A. (Cepsa)’nın %4,35 oranında ilave hissesini devraldıklarından bahisle, devralma işlemine izin verilmesi için 30.01.2006 tarihinde Rekabet Kurumu’na başvuruda bulunulduğu, bildirim formunda konuyla ilgili olarak; devralma işleminin, yakın bir geçmişte kapandığı ve bu sebeple sadece Türkiye dışındaki ülkelerde idari izinlerin alınmasını takiben etkiler doğurabileceği ve Total’in Türk Hukuku çerçevesindeki tüm yasal yükümlülüklerine uygun davranabilmek adına devralma işleminin kapanışının Türkiye Cumhuriyeti’ndeki pazarların hiçbirisinde halihazırda ve gelecekte herhangi bir etki doğurmamasını sağlamak amacıyla gerekli olan tüm önlemler alındığından, devralma işleminin, Kurul’un kararına kadar Türkiye’de hiçbir surette yürürlüğe konmayacağının belirtildiği, Kurum tarafından yapılan incelemede, devir işlemine konu şirket olan Cepsa’nın Türkiye’de herhangi bir bağlı şirketi veya iştirakinin bulunmadığı, Türkiye’de saf teraftalik asit ve saf izoptalik asit pazarlarında ithalat yoluyla satışları ve Türkiye dışındaki yerleşik bağımsız distribütörler kanalıyla da Türkiye’ye solvent satışının bulunduğu devralma işleminin, 02.08.2006 tarihinde BSCH, Riyal S.L., Total tarafından kontrol edilen Elf Aguitaine ve Odival S.A. arasında tarafların Cepsa’daki hissedarlıklarına ilişkin ihtilafın çözümlenmesine ilişkin hakem kararının uygulanması amacıyla imzalanan anlaşmanın yürürlüğe konulmasının bir sonucu olduğu, anlaşma gereği, Total’in, 13.10.2006 tarihinde, AB Komisyonu’nun 13.10.2006 tarihli izni doğrultusunda, Elf kanalıyla BSCH’den Cepsa’nın %4,35 oranında ilave hissesini satın alarak, Cepsa hisselerinin toplam %48,83’ünü doğrudan ve dolaylı olarak elinde bulundurur duruma geldiği, başka bir anlatımla, devralma işleminden sonra Total’in Cepsa’daki hissedarlığının %44,48’den %48,83’e çıktığı, buna karşın BSCH’nin hissesinin %34,83’ten %30,48’e düştüğü, son beş yılda Cepsa genel kurulunda temsil edilen sermaye oranına bakıldığında, Cepsa’nın toplam sermayesinin %47,325’inden fazlasına sahip olunmasının, kontrolün ele geçirilmesi için yeterli olduğunun görüldüğü, dolayısıyla Cepsa hisseleri %48,83’e yükselen Total’in Cepsa’nın fiili kontrolünü ele geçirdiği ve Cepsa’da kontrol değişikliği meydana geldiği, bu işlemin hakim durum yaratabilecek ya da mevcut hakim durumunu güçlenmesine neden olabilecek bir sonuca yol açmadığı hususlarının tespit edildiği, yapılan değerlendirme neticesinde, bildirim konusu işleme izin verilmekle birlikte, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin <Satın Alım Hakkı> na ilişkin 3. kısmının 3.3 nolu alt başlığında, söz konusu devir işleminde kapanışın ön şartı olarak AB Komisyonu’nun ve/veya İspanyol (ve/veya Portekiz) rekabet otoritelerinin izinlerinin gerektiğinin belirtildiği, AB Komisyonu’na izin başvurusunun 08.09.2006 tarihinde yapıldığı, Komisyon tarafından, söz konusu işleme izin verildiğinin 13.10.2006 tarih ve M4329 sayılı kararıyla açıklandığı, yine aynı tarihte (13.10.2006) taraflar arasında hisselerin satış işleminin gerçekleştiği, diğer bir deyişle devir işleminin kapanışının yapıldığı, anılan devrin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde de hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Rekabet Kurulu’na 30.10.2006 tarihinde, yani işlemin kapanış tarihinden sonra başvuru yapıldığından, Rekabet Kurulu’nca dava konusu işlemle davacıya idari para cezası verildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda; Cepsa’nın %4,35 oranındaki ilave hissesinin Total tarafından devralınması işleminin, kapanış tarihi olan 13.10.2006 tarihinden önce Rekabet Kurulu’nun izni olmadan gerçekleştirildiği sabit olduğundan, davacıya, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının 5388 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik (c) bendi uyarınca, eylem tarihinde yürürlükte bulunan 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca 1.592 TL idari para cezası verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 87,00 TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2.000 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, 05.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.polatarabuluculuk.com.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

No Comments

Leave a Comment