09:00 - 18:30

Açılış Saatlerimiz Pzrtsi. - Cmrtsi

+90 535 333 33 31

GSM - WhatsApp ve İletişim Telefonlarımız

Facebook

Twitter

Search
 

İşçilik Alacakları Davası

Polat Arabuluculuk > Makale  > İşçilik Alacakları Davası

İşçilik Alacakları Davası

— İşçilik Alacakları Davası

Antalya BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
10. Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 20
Karar: 2016 / 25
Karar Tarihi: 07.11.2016

ÖZET: Davacının 05.03.2010 tarihinden itibaren yenilenen hizmet alımı ihaleleri ile taşeron firmalar bünyesinde kesintisiz olarak çalıştığı anlaşıldığından iş sözleşmesini belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüştüğü, davacının ücretinin hizmet alımına dair sözleşmenin 7. maddesi gereğince asgari ücretin % 30 fazlası olduğu, bilirkişi tarafından giydirilmiş ücretin 4857 sayılı yasa ve hizmet alım sözleşmesine uygun olarak hesaplandığı anlaşılmakla; Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, her iki davalının istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Davalı bakanlık ve şirket vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

(4857 S. K. m. 2) (6100 S. K. m. 353)

Davacının Ücretinin Hizmet Alımına Dair Sözleşme Gereğince Asgari Ücretin % 30 Fazlası Olduğu

Dava: Yukarıda mahkemesi ile esas ve karar numarası yazılı dosya üzerinden verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı kurumda farklı alt işverenlerde olmak üzere 17.02.2009 tarihinde işe başladığını, 31.05.2009 tarihine kadar çalıştığını, sonrasında 05.03.2010 tarihinde tekrar işe girdiğini ve 31.12.2015 tarihinde mesai saatinin bitimi ile birlikte işten çıkartıldığını öğrendiğini, en son çalıştığı firmanın davalı Simge temizlik Ltd. Şti. olduğunu, kurumda çalışan tüm personelin davacı ile iki arkadaşı olmak üzere ihaleyi alan yeni firmada çalışmaya devam ettiklerini, sadece müvekkil ve iki arkadaşının işten çıkartıldığını, başka bir işyerinde görevlendirme yapılmasına ilişkin çağrı yapılmadığını, ihbaröneline uyulmadığını, davacının hesabına kıdem tazminatı ödendiğini, ancak ihbar tazminatlarının talebe rağmen ödenmediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 200.00 TL ihbar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı bakanlık vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın taraf sıfatı yokluğundan reddini talep etmiş olup, Müvekkili idare ile ilgili şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi oluşmadığından davanın davalı idareye yönelik reddedilmesi gerekliğini savunmuştur.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı bakanlık ile müvekkili arasında hizmet alımı işi olduğunu, müvekkili şirketin ihaleyi 01.01.2015-31.12.2015 tarihleri arasında aldığını, davacının müvekkilinde 1 yılı tamamlamamış olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk derece mahkemesi kararı davalı şirket ve diğer davalı bakanlık vekilince istinaf edilmiş, davalı şirket vekili istinaf sebebi olarak; Müvekkili şirketi şirketin söz konusu hizmet alım işini 01.01.2015 – 31.12.2015 tarihleri arasında ve süre bitiminde ihaleyi tekrar kazanamaması üzerine işi devrettiğini, söz konusu çalışma yerindeki işçilerin tümünün çıkışının verildiğini, yeni dönemde davacının işe alınmadığını, burada işçinin işine son verenin müvekkili şirket olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirketteki çalışmasının 1 yılı doldurmadığını, bu durumda müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmesi istinaf edilmiştir.

Diğer davalı bakanlık vekili istinaf sebebi olarak; davacı ile bakanlıkları arasında herhangi bir iş akdinin olmadığını, davanın taraf sıfatı yokluğundan reddinin gerektiğini, müvekkili idareyle ilgili şirket arasında asıl işveren – alt işveren ilişkisi oluşmadığından davanın müvekkili idareye yönelik reddinin gerektiğini, davalı ile yapılan sözleşmelerin belirli süreli sözleşmeler olduğunu, davacının iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle kendiliğinden sona erdiğini, belirli süreli sözleşmeler bitiş süresi önceden belirlenmiş sözleşmeler olduğundan “ihbar süreleri. ihbar tazminatı” söz konusu olmadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi istinaf edilmiştir.

Bilirkişi Tarafından Giydirilm Ücretin Hizmet Alım Sözleşmesine Uygun Olarak Hesaplandığı

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Davacının davalı bakanlığa bağlı çocuk yuvası, yetiştirme yurdu gibi kurumların temizlik ve diğer işlerini ihale yolu ile hizmet alım sözleşmesi ile üstlenen alt işveren şirketlerde 05.03.2010 tarihinde çalışmaya başladığı, davalı şirketin son iki yıl ihaleyi aldığı, bu şirket nezdinde davacının Bakanlık Müdürlüğü ve çocuk yetiştirme yurdunda temizlik işçisi olarak çalıştığı, yetiştirme yurdunun hizmet alımına dair sözleşmenin süresinin dolması nedeniyle iş akdinin 31.12.2015 tarihi itibariyle feshedildiği, bildirim sürelerine uyulmadığı, davalı bakanlık ile davacının çalıştığı taşeron firmaları arasında 4857 sayılı yasanın 2. maddesinde düzenlenen asıl-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davacının işçilik alacaklarından her iki davalının birlikte sorunlu oldukları, son işveren davalı şirketin alt işveren olmasının yanında kendisinden önce farklı taşeron firmalar bünyesinde çalışan davacıyı çalıştırması nedeniyle işyeri devri hükümlerine göre sorumlu olduğu, davacının 05.03.2010 tarihinden itibaren yenilenen hizmet alımı ihaleleri ile taşeron firmalar bünyesinde kesintisiz olarak çalıştığı anlaşıldığından iş sözleşmesini belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüştüğü, davacının ücretinin hizmet alımına dair sözleşmenin 7. maddesi gereğince asgari ücretin % 30 fazlası olduğu, bilirkişi tarafından giydirilmiş ücretin 4857 sayılı yasa ve hizmet alım sözleşmesine uygun olarak hesaplandığı anlaşılmakla;

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, her iki davalının istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;

1- Davalı bakanlık ve şirket vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nun 353.1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Davalı şirketten istinaf harçtan peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3- Davalı bakanlık harçtan muaf olmakla istinaf harcı alınmasına yer olmadığına,

4- İstinaf talebinde bulunan davalı taraflarca yapılan istinaf ve yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

5- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına istinaf vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353.1-b.l bendi ile 5521 sayılı Kanun’un 8.3. maddesi uyarınca dava değeri itibari ile 07.11.2016 tarihinde KESİN OLMAK üzere oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.polatarabuluculuk.com.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

No Comments

Leave a Comment