T.C YARGITAY

11.Hukuk Dairesi

Esas: 2009 / 8060

Karar: 2010 / 3

Karar Tarihi: 08.01.2010

ÖZET: Müsbet zararın tespitinde somut verilerin nazara alınması gerekir. Bu itibarla, mahkemece bilirkişiler aracılığı ile mahrum kalınan kazancın tespitinde gemilerin el konulma tarihlerinden önce çalıştırılmaları suretiyle ne miktar kazanç elde ettikleri hususunda davacı taraf ticari defter ve dayanaklarının incelettirilmesi gerekir.(6762 S. K. m. 866, 892, 921) (2004 S. K. m. 23) (818 S. K. m. 44)

Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.06.2008 gün ve 2007/445-2008/391 sayılı kararı bozan Daire’nin 08.04.2009 gün ve 2008/10582-2009/4282 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Karar: Davacılar vekili, 15.09.2003 tarihli dava dilekçesiyle davacılar ile davalının selefi arasında davacılara kullandırılan krediler nedeniyle gemi ipotek sözleşmeleri imzalandığını, gemilerden sağlanan navlun gelirleriyle yapılan ödemelerden borcun ödendiğini ve gemilerden birisinin kısmi bakiye borcu muaccel hale gelmediği halde davalı tarafın talebiyle değişik yabancı ülkelerde gemilerin haksız biçimde seferden alıkonarak tutuklandığını, Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki geminin satışı kararı alındığını, asıl kredi veren ve ipotek lehtarı olan Hamburgisch Landesbank’ın başka bir banka ile birleşerek H.S.H. Nordbank A.G.’ye dönüştüğünü, bu bankanın ipotek hakkına sahip olmadığı gibi müvekkillerinin ödeme girişim ve önerilerini reddederek haksız ve zararlandırıcı işlemlere yöneldiğini, müvekkillerince 2001 yılından bu yana (26.616.287,87) USD ödeme yapıldığını, yabancı ülke limanlarında bağlı bulunan gemilerin değerinin bakiye borcun çok üzerinde olduğunu, konusuz kalan ipoteğe dayanarak ve temerrüt dahi gerçekleşmeden gemilerin çok düşük bedellerle satılmaya çalışıldığını, davalı HSH Nordbank’ın TTK’nın 921/3. maddesine uygun temlik ve tescil işlemi yapmadığını, sözleşmenin 12. maddesiyle öngörülen temerrüt sonrası iki haftalık ihbar süresinin tanınmadığını, esasen müvekkillerinin temerrüde düşürülmediğini, ipotek sözleşmelerinde Türk Hukuku yetkili kılındığı halde davalı tarafın yetkisiz yabancı mahkemelerde o ülkeler hukukuna göre gemilerin satışını istediğini, TTK’nın 866. maddesine göre Türk Gemi Sicili’ne kayıtlı gemilerin mülkiyetinin edinilmesi ve kaybının Türk Kanunlarına tabi olduğunu, aynı Yasa’nın 892. maddesine göre yola çıkmaya hazır geminin cebri icra yoluyla satılamayacağını ve ihtiyaten haczedilemeyeceğini, davalının haksız eylemleri sonucu gemilerin çalışmamasından dolayı zarara uğranıldığını, müşteriler ve onların da sorumlu olduğu yük sahiplerinin gemilerin yükümlülüklerini yerine getirmemesinden, liman ve tutuklama masraflarından, yapılan yargılama giderlerinden, yakıt, kumanya ve personel masraflarından, düşen iş bağlantılarından ve kaybolan ticari itibardan doğan zararlardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik (50) milyar TL tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, birleştirilen davada ise gemilerin yurt dışında gerçek değerlerinin çok altında bir fiyatla satıldığını, bunun asıl davaya konu zarar kalemlerine ek yeni bir zarar kalemi oluşturduğunu ileri sürerek, tüm zararlar için şimdilik (50.000) USD’nin, 15.09.2003 tarihinden itibaren faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 24.08.2004 tarihli dilekçeyle de asıl davadaki istem (7.272.947.899.071) TL’ye, birleştirilen davadaki istem (59.627.195,61) USD’ye çıkartılmıştır.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, Dairemizin 13.10.2006 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporuna göre asıl davanın (7.272.947,89) YTL, birleşen davanın (59.627.195,61) USD üzerinden kabulüne ilişkin olarak oy çokluğu ile verilen karar, davalı vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.

Davacılar vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur.

Müsbet Zararın Somut Verilerle Tespit Edileceği

1-  Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin aşağıda (2) no.lu bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Ancak, davacı taraf dava ve birleşen davada diğer iddialarının yanı sıra taraflar arasında imzalanan Gemi İpotek sözleşmelerinin 17/a maddesinde <bu ipotek Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanacak ve icra olunacaktır> hükmü yer aldığı halde davalı tarafın bu hükme ve dolayısıyla İcra ve İflas Kanunu’nun 45’inci maddesi hükmüne aykırı olarak üzerinde ipotek tesis edilen gemileri dört ayrı ülkede ve o ülke mahkemelerinden aldığı kararlarla önce seferden men ettirip, bilahare de açık arttırma yoluyla düşük bedellerle sattırarak davacıları zarara uğrattığı iddiasını da ileri sürmüş ve Dairemizin mahkemece uyulan 13.10.2006 Tarih, 2006/8091 E, 2006/10232 K sayılı ilamının (1) no.lu bendinde <……, davalı bankaca sefer halindeki gemilerin dört ayrı yabancı ülkede seferden men ettirilip daha sonra sattırılarak haksız zarara uğratıldıkları iddiasının ilişkin bulunduğu banka işlemleri ve girişimlerinin dayanağı olan kredi sözleşmelerinin 12/a maddesi hükmüyle sözleşmeden doğan davalarda Hamburg Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış ise de, davalı bankaca kredi alacağının ödenmediği iddiası ile yaptığı girişimlerin temelde kredi alacağının güvencesi olmak üzere lehine tesis edilen birinci derece birinci sıra karz ipoteğinden doğan hakka dayandırılmış bulunmasına, ipoteklerin de siciline kayıtlı bulunduğu İstanbul gemi sicilinde oluşturulmasına ve İİK’nın 23/son maddesince icra işlemleri bakımından Gemi Sicili’ne kayıtlı gemilerin taşınmaz hükmünde sayılması ve ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesiyle kurulan ipoteklerin Türkiye Cumhuriyeti Yasalarına göre yorumlanarak yürütülmesinin kararlaştırılmış olması …> şeklindeki gerekçeyle ipotek sözleşmelerinin 17/a maddesi hükmüne göre ipotekli gemilerin icra işlemlerinin Türkiye’de yapılması gerektiği kabul edildiğinden yukarıda da belirtildiği üzere mahkemece de Dairemizin anılan ilamına uyulmakla bozma kapsamı dışında bırakılan bu hususta davacılar yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur. Ortada usulü müktesep hak müessesesinin istisnaları da bulunmadığından davacılar vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazlarının kabulü gerekmiştir. Bu durumda ise hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda açıklandığı ve mahkeme gerekçesinde de yer aldığı üzere davacılar usulünce temerrüde düşürülmeden İİK’nın 45’inci ve 257’nci maddelerine aykırı olarak gemilerin yurt dışında ve yerel mahkemelerden alınan kararlarla seferden men ettirilerek çalışmalarının önlenmesi ve bilahare de o ülkelerde gerçekleştirilen icra işlemleri ile sattırılması ipotek sözleşmelerinin belirtilen hükümlerine ve İİK’nın emredici mahiyette bulunan anılan hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden Dairemiz bozma ilamının anılan hususlarda inceleme yapılmasına yönelik (2) ve (3) no.lu bentlerinin tamamen, mahsupla ilgili (4) no.lu bendinin ise (Kabul şekli itibariyle de) yazılı ibarelerinin ve ayrıca da (4) no.lu bendin 2. fıkrasında yer alan (Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir) bölümünün ortadan kaldırılarak, davalı vekillerinin temyiz aşamasında inceleme dışı bırakılan zararın kapsamı ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.

3-  Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu ile ek raporda gemilerin değerinin Dairemizin uyulan bozma ilamına uygun olarak saptanmış olması ve gemilerin sözleşme hükümlerine aykırı olarak sattırılarak davacıların mal varlığından çıkartılması sebebiyle gemi bedellerinin zarar olarak istenip, hesaplanmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

4- Ancak, Dairemizin uyulan son bozma ilamında belirtildiği üzere müsbet zararın tespitinde somut verilerin nazara alınması gerekir. Bu itibarla, mahkemece bilirkişiler aracılığı ile mahrum kalınan kazancın tespitinde gemilerin el konulma tarihlerinden önce çalıştırılmaları suretiyle ne miktar kazanç elde ettikleri hususunda davacı taraf ticari defter ve dayanaklarının incelettirilmesi gerekirken, bu hususun nazara alınmaması bozmayı gerektirmiştir.

5- Öte yandan, her ne kadar davalı bankaca gemilerin seferden men ettirilmesi ve yurt dışında gerçekleştirilen cebri icra işlemleri yanlar arasındaki sözleşme hükümleri ile İcra ve İflas Kanununun emredici hükümlerine aykırı ise de, davacı tarafın da gemilere el konulmasından sonra basiretli bir tacir gibi davranarak borcunu ödemek suretiyle zararın artmasını önlemesi gerekirken, bu yönde bir girişimde bulunmaması sebebiyle BK’nın 44’üncü maddesi uyarınca hükmolunan tazminattan indirim yapılması gerekirken mahkemece soyut gerekçe ile BK’nm 44’üncü maddesinin uygulanmaması da bozmayı gerektirmiştir.

Mahrum Kalınan Kazancın Tespitinde Gemilerin El Konulma Tarihlerinden Önce Çalıştırılmaları Suretiyle Ne Miktar Kazanç Elde Ettiğinin Taraf Defterlerinden Saptanması Gereği

Sonuç: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 08.04.2009 T, 2008/10582 E, 2009/4282 K sayılı ilamının (2) ve (3) no.lu bentlerinin ortadan kaldırılmasına, (4) no.lu bendinin 1. cümlesinde yer alan <kabul şekli itibariyle de> ibaresinin ve 4 no.lu bendin 2. fıkrasının (sonuç kısmında 5 no.lu fıkra olarak belirtilen) karardan çıkartılarak, davalı vekilinin temyiz aşamasında incelenmeyen zararın kapsamı ve miktarı ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine, 3’üncü bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, yerel mahkeme kararının temyiz ilamında kabul edilen (4) no.lu bozma kararında belirtilen nedene ilaveten 4 ve 5 no.lu bentlerde yazılı nedenlerle de davalı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcın isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 08.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C YARGITAY

11.Hukuk Dairesi

Esas: 2008 / 8914

Karar: 2010 / 142

Karar Tarihi: 11.01.2010

ÖZET: Davacıya ait iş yerinin yüksek gerilim hattındaki ani değişim sonucu trafosunun sigortalarının ve elektrik saatinin yanarak hasar görmesi sonucu sigorta tazminatının ödenmediği ileri sürülerek …-YTL’nın tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. Davalı voltaj iniş ve çıkışlarının neden olduğu hasarların teminat dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir ancak davacı iş yerindeki hasarın voltaj iniş ve çıkışına bağlı kısa devreden kaynaklandığı ve bunun genel şartlarda teminat dışı olarak düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

(818 S. K. m. 41, 42, 43)

İşyerinin Yüksek Gerilim Hattındaki Ani Değişim Sonucu Trafonun Yanması

Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Emirdağ Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.05.2007 tarih ve 2006/512 – 2007/336 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:

Sigorta Tazminatının Ödenmemesi

Davacı vekili, davalı nezdinde sigortalı müvekkiline ait iş yerinin yüksek gerilim hattındaki ani değişim sonucu trafosunun, sigortalarının ve elektrik saatinin yanarak hasar gördüğünü, sigorta tazminatının ödenmediğini ileri sürerek, 8.542 YTL’nın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, voltaj iniş ve çıkışlarının neden olduğu hasarların teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Voltaj İn Ve Çıkışlarının Neden Olduğu Hasarların Teminat Dışı Olduğu

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı iş yerindeki hasarın voltaj iniş ve çıkışına bağlı kısa devreden kaynaklandığı, bu durumun genel şartlarda teminat dışı olarak düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddinekarar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Antalya BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 19
Karar: 2016 / 29
Karar Tarihi: 10.11.2016

ÖZET: Mahkemece beyanı kısmen hükme esas alınan tanıklar M. O. ve Y. Z.’in hesaplamaya esas tarihlerde hem davalı işveren şirket ile aralarında davacı ile birlikte organik bağ bulunan dava dışı şirkete ait hem de davalı şirkete ait söz konusu aynı işyerinde çalıştığının anlaşılması karşısında davalı vekilinin söz konusu tanıkların işyerindeki çalışma koşullarına ilişkin bilgisinin olamayacağına ilişkin iddiasına itibar edilmemiştir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki nedenlerle ilk derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin tüm istinaf nedenlerinin reddi gerekmektedir.

(1475 S. K. m. 14) (6100 S. K. m. 353)

HEM DAVALI İŞVEREN ŞİRKET İLE ARALARINDA DAVACI İLE BİRLİKTE ORGANİK BAĞ BULUNAN DAVA DIŞI ŞİRKETE AİT HEM DE DAVALI ŞİRKETE AİT SÖZ KONUSU AYNI İŞYERİNDE ÇALIŞTIĞININ ANLAŞILMASI

Davacı, davalı işverene ait işyerinde 1987 yılından itibaren kesintisiz çalıştığı halde aralarında organik bağ bulunan dava dışı Ege Parke Mal. San. Ve Tic. Ltd. Şti.nden 1991 yılının Şubat ayından itibaren başlayan hizmet akdine tabi sigorta bildirimlerinin 2011 yılı Mayıs ayından itibaren davalı şirket adına tescilli işyerinden devam ettirildiğini, yaş dışındaki yaşlılık aylığı tahsis koşulları bulunduğu ve kıdem tazminatına hak kazandığı halde iradesi fesada uğratılarak istifa dilekçesi imzalattırıldığını, yıllık izinleri kullandırılmadığı gibi karşılığı olan ücretlerin de ödenmediğini, fazla çalışma yapmasına ve ulusal bayram genel tatillerde çalışmasına rağmen karşılığı olan ücretlerin ödenmediğim iddia ederek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, tüm alacakların zamanaşımına uğradığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, başka işyerinden istifa edip gelerek işyerinde çalışmaya başladığından kendilerine husumet yöneltilemeyeceği, davacının ibraname imzaladığı, fazla mesai yapmadığı, pazar günleri işyerinin kapalı olduğu, yıllık ücretli izin alacaklarının ödendiği savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, “…davacı tarafça 03.09.2012 tarihli SGK Başkanlığı Denizli İl Müdürlüğü yazısını ibraz ettiği görülmüştür. Davacının fesih tarihi itibarı ile kanundan doğan emeklilik nedeni ile fesih hakkı mevcut olduğundan davacının kıdem tazminatına hak kazandığı anlaşılmıştır. Dosya mevcut olan bilgi belge ve tanık anlatımlarından her iki şirket yetkililerinin aynı olduğu görülmektedir. Davalı taraf süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Kıdem tazminatı alacağı için zamanaşımı söz konusu değildir…” gerekçesiyle bilirkişi hesap raporuna atıf yapılmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

DAVALI VEKİLİNİN SÖZ KONUSU TANIKLARIN İŞYERİNDEKİ ÇALIŞMA KOŞULLARINA İLİŞKİN BİLGİSİNİN OLAMAYACAĞINA İLİŞKİN İDDİASI

Davalı vekili tarafından tüm alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığı, davacının istifa etmesi ve ibraname imzalaması nedeniyle alacağının bulunmadığı, tanıkların davalı işverenle bağı olmadığından beyanlarının hükme esas alınamayacağı, davalı ile dava dışı şirket arasında organik bağ bulunmadığından bahisle anılan kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, başvurunun süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler ile ilgili üye tarafından tanzim edilen inceleme raporu okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Ticaret Sicil ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarından davalı şirketin hakim sermaye ortakları ile dava dışı Ege Parke Mal. San. Ve Tic. Ltd. Şti.nin ortaklarının benzer ve akraba olduğu, davalı şirketin temsil ve ilzama yetkili müdürünün anılan dava dışı şirketin hakim ortaklarından olduğu, her iki şirketin de ticaret sicili kayıt adreslerinin ortak olduğu gibi şirketlerin faaliyet konularının da aynı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle her iki şirket arasında organik bağ bulunduğuna ilişkin ilk derece Mahkemesi kabulü yerindedir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.11.2011 gün, 50395/46697; 18.01.2012 gün, 32447/703 ve 01.02.2012 gün, 41232/2785 sayılı kararları.)

Her ne kadar davalı işveren tarafından davacının istifa ettiği iddia edilmiş ise de; davacının 21 yıl sigortalılık ve 5190 gün prim gün sayısı ile yaş dışındaki yaşlılık aylığı şartlarını haiz olduğunu bildiren Sosyal Güvenlik Kurumundan aldığı 03.09.2012 tarihli yazı nazara alındığında, davacının iradesinin istifa değil mülga 1475 sayılı Kanunun yürürlükteki 14/5’inci maddesine dayalı emeklilik nedeniyle ayrılma olarak kabulü ile kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.09.2007 gün, 615/627; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 18.12.2008 gün, 34563/34121; 09.07.2014 gün, 24726/23868 sayılı kararları.)

Davacının işten ayrılış tarihi olan 03.03.2014 tarihli ibranamesinde alacağı bulunmadığını belirtmiş ise de; davaya konu alacak kalemlerinden hiçbirinin ödenmediğinin anlaşılması karşısında maddi vakıa ile çelişen ve herhangi bir tutar ya da ayrıntı içermeyen ibranameye itibar edilemeyeceği açıktır. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 21.12.2006 gün, 33293/33662 sayılı kararı.)

TÜM İSTİNAF NEDENLERİNİN REDDİ GEREĞİ

İş sözleşmesinin fesih tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının zamanaşımı süresi fesih tarihinden itibaren 10 yıl olup, 03.03.2014 fesih tarihi nazara alındığında söz konusu alacaklar yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığı açıktır. Hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma alacakları ise beş yıl zamanaşımına tabidir. Davalı tarafça süresinde hem dava dilekçesinde talep edilen tutara hem de ıslahla artırılan tutara ayrı ayrı süresinde zamanaşımı definde bulunulmuştur. Nitekim söz konusu defi anılan alacak kalemleri yönünden nazara alınarak davacının alacağı belirlenmiştir.

Mahkemece beyanı kısmen hükme esas alınan tanıklar M. O. ve Y. Z.’in hesaplamaya esas tarihlerde hem davalı işveren şirket ile aralarında davacı ile birlikte organik bağ bulunan dava dışı şirkete ait hem de davalı şirkete ait söz konusu aynı işyerinde çalıştığının anlaşılması karşısında davalı vekilinin söz konusu tanıkların işyerindeki çalışma koşullarına ilişkin bilgisinin olamayacağına ilişkin iddiasına itibar edilmemiştir.

Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki nedenlerle ilk derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin tüm istinaf nedenlerinin reddi gerekmektedir.

Hüküm: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının b bendinin 1’inci alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, dosya üzerinde yapılan inceleme ve müzakere sonucunda oybirliği ile 10/11/2016 tarihinde kararın tebliğinden itibaren 8 gün içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. 10.11.2016

WhatsApp chat
Hemen Ara!