İşçilik Alacakları

 Antalya BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 28
Karar: 2016 / 32
Karar Tarihi: 10.11.2016

ÖZET: Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı hususudur. D. İş Mahkemesi’nin dosyasına ek dava olarak açılan dosyada davalı şirketin ibralaşma iddiasını destekler bir belge bulunmadığı, ibralaşma iddiasını ispat külfetinin davalı şirkette olduğu, davacının … – … tarihleri arasında davalı yanında çalıştığı ek davanın … tarihinde açıldığı hususu birlikte değerlendirildiğinde zamanaşımı süresi içerisinde davanın açıldığı, davacı bilirkişinin raporundan sonra talebine ıslah etmek veya ek dava açmak suretiyle hakkını ileri sürmesi seçimlik hakkı mevcut olup ek dava açılmasının davacının haksız ve kötüniyetli olduğu sonucunu doğurmayacağı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar vermek gerekmektedir.

(6100 S. K. m. 353) (4857 S. K. m. 32, 41)

Davacı Bilirkişinin Raporundan Sonra Talebine Islah Etmek Veya Ek Dava Açmak Suretiyle Hakkını İleri Sürmesi

Dava: Davacı, davalı şirkette 17.05.2011-27.08.2011 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığını, Denizli 1. İş Mahkemesinin 2011/1115 E. 2016/32 K. sayılı ilamı ile 1.300,00.-TL net alacağı, 453,60.-TL net hafta tatili alacağı, 371,00.-TL net fazla çalışma ücret alacağı olduğu, mahkemece kabul edilen bilirkişi raporunda belirlendiği söz konusu kararın kesinleştiğini, belirterek 1.000.00.-TL net ücret alacağı, 171,00.-TL net fazla çalışma ücretinin, 353,60.-TL net hafta tatili ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini ek dava niteliğinde talep ve dava etmiş; davalı vekili davacının tüm hak ve alacaklarını almak suretiyle şirketi ibra ettiğini, Denizli 1. İş Mahkemesi’nin verdiği kararın miktar itibariyle kesin olması sebebiyle temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, ilk açılan dosyada davasını ıslah etmeyerek yeni bir dava açması sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmesinin uygun olmadığını, davanın reddine karar verilmesini istediğini belirtmiştir.

Mahkemece SGK sicil dosyasına, incelenen karar örneğine ve oluşan vicdani kanıya göre, davacının davalı işyerinde çalışırken işçilik alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle işten ayrıldığı, alacaklarını tahsil için Denizli 1. İş Mahkemesi’nde dava açtığı, yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilerek davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğu, kesinleşen bilirkişi raporuna göre davacının 1300,00-TL net ücret, 371,00 TL net fazla çalışma ücreti 453,60 TL net hafta tatili ücreti bulunduğunun tespit edildiği, ıslah olmaması nedeniyle taleple bağlı kalınarak kesin hükme dayalı bakiye alacağın kabulü gerekçesiyle “davanın kabulü ile 1.000,00 TL net ücret alacağının dava tarihi olan 09.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 353,60 TL. net hafta tatili ücreti alacağının dava tarihi olan 09.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiştir.

Seçimlik Hakkı Mevcut Olup Ek Dava Açılmasının Davacının Haksız Ve Kötüniyetli Olduğu Sonucunu Doğurmayacağı

Davalı vekili, davacının işten ayrılma tarihinden sonra geriye dönük Ağustos ayı ücreti, fazla mesai ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının tamamını nakit olarak aldığı ve davalı şirketi ibra ettiğini, Denizli 1.İş Mahkemesi’nin 2011/1115 E., 2016/32 K. sayılı ilamı ile yargılama yapıldığını, dosyada ıslah yoluna başvurmak yerine ek dava açma yoluna gidildiğini, davacının haksız ve kötü niyetli olup avukatlık ücreti ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığı ilk derece mahkemesinin verdiği görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun bulunmadığı ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması istemiyle istinaf başvurusunda bulunması üzerine başvurunun süresinde olduğu anlaşıldıktan, dosyadaki belgeler ile ilgili üye tarafından tanzim edilen inceleme raporu okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı hususudur. Denizli 1. İş Mahkemesi’nin 2011/1115 E. 2016/32 K. sayılı dosyasına ek dava olarak açılan dosyada davalı şirketin ibralaşma iddiasını destekler bir belge bulunmadığı, ibralaşma iddiasını ispat külfetinin davalı şirkette olduğu, davacının 17.05.2011 – 27.08.2011 tarihleri arasında davalı yanında çalıştığı ek davanın 09.05.2016 tarihinde açıldığı hususu birlikte değerlendirildiğinde zamanaşımı süresi içerisinde davanın açıldığı, davacı bilirkişinin raporundan sonra talebine ıslah etmek veya ek dava açmak suretiyle hakkını ileri sürmesi seçimlik hakkı mevcut olup ek dava açılmasının davacının haksız ve kötüniyetli olduğu sonucunu doğurmayacağı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar vermek gerekmektedir.

İstinaf Başvurusunun Esas Yönünden Reddi Gereği

HÜKÜM: 1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1.ncü maddesi gereğince davanın ESASTAN REDDİNE.

2- İstinaf harç ve giderinin davalı kurum üzerinde bırakılmasına ve harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve müzakere sonucunda oybirliği ile 10.11.2016 tarihinde kesin olarak karar verildi. 11.11.2016

İşçilik Alacakları

İstanbul BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
30. Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 31
Karar: 2016 / 33
Karar Tarihi: 25.10.2016

ÖZET: Babasının rahatsızlığından dolayı, davacının iş yeri çalışanlarından Ö.K., işletme sorumlusu S.Ş. ve şirket yetkilisi U.G.’u ayrı ayrı arayarak izin talebinde bulunduğu, kaldı ki dosya kapsamı itibariyle talep ettiği dönemde bakiye kullanabileceği Altı günlük izinin bulunduğu, buna rağmen izin verilmediği, davacının babasının ağır hastalığının ve sonrasında vefat ettiği de anlaşıldığı üzere devamsızlık için haklı bir neden oluşturduğu, kaldı ki devamsızlığın ikinci günü feshedilmesi karşısında İş Kanunundaki koşulların gerçekleşmediği, işveren feshinin haklı nedene dayanmadığı, iş yerinde sekiz yılın üzerinde kıdemi bulunan davacının, makul bir sebep olmaksızın, geçimini sağladığı işe, tazminat haklarını sona erdirecek şekilde sebepsiz yere devam etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, mahkemenin kıdem tazminatının kabulüne yönelik kararının sonuç itibariyle doğru olduğu anlaşılmıştır. Yerel mahkeme kararının sonuç itibariyle doğru olması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

(1475 S. K. m. 14) (6100 S. K. m. 355, 365) (4857 S. K. m. 25) (5521 S. K. m. 8)

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama üzerine verilen davanın kısmen kabulüne yönelik karara davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 28.07.2007-07.10.2015 tarihleri arasında asgari ücretle vardiya sorumlusu olarak çalıştığını, 07.10.2015 tarihinde 1475 s.14. Maddesi uyarınca prim gün ve süresini doldurduğu için feshettiğini, işverence 02.10.2015 tarihli işe gelmediği gerekçesi ile ihtarname gönderildiğini, o tarihlerde raporlu olduğunu beyanla, kıdem tazminatı ve izin ücretinin hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının 28.07.2007 tarihinde işe girdiğini, 02.10.2015 tarihli ihtarname ile 29.09.2015-30.09.2015-01.10.2015-02.10.2015 tarihlerindeki toplam 4 günlük devamsızlığına ilişkin mazeretini belgelemesi için 3 günlük süre verildiğini, davacı tarafından sunulan sağlık raporunun 29.09.2015-30.09.2015 tarihleri kapsadığını,01.10.2015-02.10.2015 tarihleri itibariyle izin alınmaksızın ve haklı sebep gösterilmeksizin işe gelmediğini, bu nedenle iş akdinin 02.10.2015 tarihinde 4857 25/2-g uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, davacının 07.10.2015 tarihli 1475 say 14/1-5 dayanarak yaptığı fesih bildiriminin 09.10.2015 tarihinde müvekkiline ulaştığını, iş akdinin bu ihtarnamenin ulaşmasından önce haklı nedenle feshedildiğini, davacının yıllık izinlerini kullandığını, yıllık izinlerin önceden belirlenerek işveren tarafından uygun görülmesi halinde kullandırıldığını, telefonla bilgi verilerek kullandırılmasına ilişkin uygulama bulunmadığını, iş yerinde bayram ve genel tatillerden sonra işlerin normalden yoğun olması nedeniyle izin kullandırılmadığını, bu uygulamayı davacının bildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, taraf tanıkları dinlenmiş, iş yeri dosya örneği, banka ekstre örneği celp edilmiş, bilirkişi raporu alınarak, iş akdinin davacı tarafından 1475 S.K. 14 Maddesi uyarınca 07.10.2015 tarihinde feshedildiği bu nedenle kıdem tazminatına hak kazandığı, hak kazandığı 130 gün yıllık izinden 124 günü kullandığı bakiye 6 günlük izin ücretinin 2015/ eylül bordrosuna intikal ettirilerek ödendiğinden bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Süresi içinde davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Başvuru nedenleri özetle; davacının 29.09.2015-30.09.2015-01.10.2015-02.10.2015 tarihlerinde devamsızlık yaptığı, gönderilen ihtarnamede devamsızlık nedenlerinin bildirilmesi için 3 gün süre verildiği, davacı tarafından sunulan sağlık raporunun 29.09.2015-30.09.2015 tarihlerini kapsadığı, diğer devamsızlık günleri için haklı bir mazeret bildirilmediği, bu nedenle 4857 sayılı İş Kanununun 25/2-g uyarınca iş akdinin 02.10.2015 tarihinde işverence haklı nedenle feshedildiği, davacı tarafından 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/1-5 maddesine göre feshe yönelik 07.10.2015 tarihli ihtarnamenin 09.10.2015 tarihinde işverene ulaştığı, iş akdinin bu ihtarnameden önce işverence feshedildiği, işverenden izin alınmaksızın haklı neden bildirilmeksizin devamsızlık yapan davacının iş akdinin kendi kusuru ile sona erdirildiği, bu nedenle kıdem tazminatına hakkı bulunmadığı sebebiyle istinaf kanun yoluna getirilmiş olmakla, üye hakimtarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

İş Yerinde Sekiz Yılın Üzerinde Kıdemi Bulunan Davacının Makul Bir Sebep Olmaksızın Geçimini Sağladığı İşe Tazminat Haklarını Sona Erdirecek Şekilde Sebepsiz Yere Devam Etmemesinin Hayatın Olağan Akışına Aykırı Olduğu

İSTİNAF KARARI

HMK 355. madde düzenlemesine göre, kamu düzenine aykırılık halleri hariç, istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda;

İstinaf sebebine göre iş akdinin hangi tarafça feshedildiği, sebebi ve tarihi çekişmelidir. İşverence 02.10.2015 tarihinde düzenlenen ve davacıya hangi tarihte tebliğ edildiğine ilişkin şerh bulunmayan ancak, davacı tarafından düzenlenen 07.10.2015 tarihli ihtarname içeriğine göre, bu tarih itibariyle öğrenildiği kabul edilen ihtarname ile davacının 29.09.2015-30.09.2015-01.10.2015-02.10.2015 tarihlerindeki toplam 4 günlük devamsızlığına ilişkin mazeretini belgelemesi için 3 günlük süre verildiği, aksi halde iş akdinin 4857 Sayılı İş Kanunun 25/2-g maddesi uyarınca 02.10.2015 tarihinde feshedileceğinin bildirildiği, bilahare düzenlenen çıkış bildirgesi ile iş akdinin 02.10.2015 tarihinden geçerli olmak üzere sona erdirildiği, fesih iradesi, bozucu yenilik doğuran bir irade olduğundan, iş akdinin 07.10.2015 tarihli davacının fesih beyanından önce işverence 02.10.2015 tarihinde sona erdirildiği anlaşılmıştır. Nitekim 05.10.2015 tarihinde işyerine giden davacının işbaşı yaptırılmadığı davacı ikrarı ile sabittir. Bu durum da davacı feshinden önce işverence iş akdinin sonlandırıldığını ortaya koymaktadır.

Davalı tarafından 02.10.2015 tarihli feshin haklı nedenle yapılıp yapılmadığı hususu değerlendirildiğinde; Davalı tarafından sunulan evrak örneklerinden ek 5 de yer alan devamsızlık tutanağının 02.10.2015 tarihli olduğu ve 01.10.2015-02.10.2015 tarihlerinde devamsızlık yapıldığına ilişkin olarak düzenlendiği, ancak aynı tarihli noter ihtarnamesinde devamsızlık tarihlerinin 29.09.2015-30.09.2015-01.10.2015-02.10.2015 tarihleri olarak bildirildiği, bu durumun çelişki oluşturduğu, kaldı ki duruşmada davalı taraf tanığı olarak dinlenen ve devamsızlık tutanağında imzası bulunan Ö.K.’ün davacının bayramdan sonraki ikinci gün kendisini telefonla arayarak babasının hasta olduğunu ayrıca bilet bulamadığını beyan ettiğini, kendisinin izin vermeye yetkili olmadığını U.Bey’i araması gerektiğini ve durumu U.Bey’e ilettiğine yönelik beyanına, davacının ihtarnamesinde ismi geçen işletme sorumlusu olan davalı tanığı S.Ş’in bayramın 2. Günü davacınıntelefonla arayarak babasının rahatsız olduğunu söyleyerek, bayramdan sonrası için izin istediğini, işlerin ne olacağını bilemediği için izin veremeyeceğini U.Bey’i araması gerektiğine yönelik beyanlarına ve şirket yetkilisi U.G.’un 09/05/2016 tarihli duruşmada, davacının bayramın 2. Günü kendisini arayarak izin istediğini ancak kendisinin kabul etmediğini, işe gelmediği için de iş akdinin feshedildiğine yönelik beyanlarına göre, işverenin devamsızlık tutanağının düzenlendiği 02.10.2015 tarihi itibariyle davacının 29.09.2015-30.09.2015 tarihleri itibariyle sağlık raporundan haberinin olduğu, 20.03.2016 tarihinde vefat ettiğini beyan ettiği babasının rahatsızlığından dolayı, davacının iş yeri çalışanlarından Ö.K., işletme sorumlusu S.Ş. ve şirket yetkilisi U.G.’u ayrı ayrı arayarak izin talebinde bulunduğu, kaldı ki dosya kapsamı itibariyle talep ettiği dönemde bakiye kullanabileceği 6 günlük izinin bulunduğu, buna rağmen izin verilmediği, davacının babasının ağır hastalığının ve sonrasında vefat ettiği de anlaşıldığı üzere devamsızlık için haklı bir neden oluşturduğu, kaldı ki devamsızlığın ikinci günü feshedilmesi karşısında İş Kanunu 25/2-g’deki koşulların gerçekleşmediği, işveren feshinin haklı nedene dayanmadığı, iş yerinde 8 yılın üzerinde kıdemi bulunan davacının, makul bir sebep olmaksızın, geçimini sağladığı işe, tazminat haklarını sona erdirecek şekilde sebepsiz yere devam etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, mahkemenin kıdem tazminatının kabulüne yönelik kararının sonuç itibariyle doğru olduğu anlaşılmıştır.

İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

HÜKÜM:

Dosya kapsamı, delil durumu ve yukarıda açıklanan gerekçe itibariyle, yerel mahkeme kararının sonuç itibariyle doğru olması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun HMK 353/b-2. maddesi uyarınca esastan REDDİNE,

İstinaf giderlerinin başvuru yapan üzerinde bırakılmasına,

Alınması gereken 828,30 TL harcın peşin alman 207,80 TL harçtan mahsubu ile bakiye 620,50 TL harcın davalıdan tahsiline,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda ilgililerin mahkememizin bu kararına karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 8 gün içinde (5521 Sayılı K 8/3) mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer bölge adliye mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle (HMK 365/1) Yargıtay’ın İlgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere tarafların temyiz yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna oybirliği ile 25.10.2016 günü karar verildi.

Antalya BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
10. Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 20
Karar: 2016 / 25
Karar Tarihi: 07.11.2016

ÖZET: Davacının 05.03.2010 tarihinden itibaren yenilenen hizmet alımı ihaleleri ile taşeron firmalar bünyesinde kesintisiz olarak çalıştığı anlaşıldığından iş sözleşmesini belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüştüğü, davacının ücretinin hizmet alımına dair sözleşmenin 7. maddesi gereğince asgari ücretin % 30 fazlası olduğu, bilirkişi tarafından giydirilmiş ücretin 4857 sayılı yasa ve hizmet alım sözleşmesine uygun olarak hesaplandığı anlaşılmakla; Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, her iki davalının istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. Davalı bakanlık ve şirket vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

(4857 S. K. m. 2) (6100 S. K. m. 353)

Davacının Ücretinin Hizmet Alımına Dair Sözleşme Gereğince Asgari Ücretin % 30 Fazlası Olduğu

Dava: Yukarıda mahkemesi ile esas ve karar numarası yazılı dosya üzerinden verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı kurumda farklı alt işverenlerde olmak üzere 17.02.2009 tarihinde işe başladığını, 31.05.2009 tarihine kadar çalıştığını, sonrasında 05.03.2010 tarihinde tekrar işe girdiğini ve 31.12.2015 tarihinde mesai saatinin bitimi ile birlikte işten çıkartıldığını öğrendiğini, en son çalıştığı firmanın davalı Simge temizlik Ltd. Şti. olduğunu, kurumda çalışan tüm personelin davacı ile iki arkadaşı olmak üzere ihaleyi alan yeni firmada çalışmaya devam ettiklerini, sadece müvekkil ve iki arkadaşının işten çıkartıldığını, başka bir işyerinde görevlendirme yapılmasına ilişkin çağrı yapılmadığını, ihbaröneline uyulmadığını, davacının hesabına kıdem tazminatı ödendiğini, ancak ihbar tazminatlarının talebe rağmen ödenmediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 200.00 TL ihbar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı bakanlık vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın taraf sıfatı yokluğundan reddini talep etmiş olup, Müvekkili idare ile ilgili şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi oluşmadığından davanın davalı idareye yönelik reddedilmesi gerekliğini savunmuştur.

Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı bakanlık ile müvekkili arasında hizmet alımı işi olduğunu, müvekkili şirketin ihaleyi 01.01.2015-31.12.2015 tarihleri arasında aldığını, davacının müvekkilinde 1 yılı tamamlamamış olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk derece mahkemesi kararı davalı şirket ve diğer davalı bakanlık vekilince istinaf edilmiş, davalı şirket vekili istinaf sebebi olarak; Müvekkili şirketi şirketin söz konusu hizmet alım işini 01.01.2015 – 31.12.2015 tarihleri arasında ve süre bitiminde ihaleyi tekrar kazanamaması üzerine işi devrettiğini, söz konusu çalışma yerindeki işçilerin tümünün çıkışının verildiğini, yeni dönemde davacının işe alınmadığını, burada işçinin işine son verenin müvekkili şirket olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirketteki çalışmasının 1 yılı doldurmadığını, bu durumda müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, bu nedenlerle yerel mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmesi istinaf edilmiştir.

Diğer davalı bakanlık vekili istinaf sebebi olarak; davacı ile bakanlıkları arasında herhangi bir iş akdinin olmadığını, davanın taraf sıfatı yokluğundan reddinin gerektiğini, müvekkili idareyle ilgili şirket arasında asıl işveren – alt işveren ilişkisi oluşmadığından davanın müvekkili idareye yönelik reddinin gerektiğini, davalı ile yapılan sözleşmelerin belirli süreli sözleşmeler olduğunu, davacının iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle kendiliğinden sona erdiğini, belirli süreli sözleşmeler bitiş süresi önceden belirlenmiş sözleşmeler olduğundan “ihbar süreleri. ihbar tazminatı” söz konusu olmadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi istinaf edilmiştir.

Bilirkişi Tarafından Giydirilm Ücretin Hizmet Alım Sözleşmesine Uygun Olarak Hesaplandığı

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Davacının davalı bakanlığa bağlı çocuk yuvası, yetiştirme yurdu gibi kurumların temizlik ve diğer işlerini ihale yolu ile hizmet alım sözleşmesi ile üstlenen alt işveren şirketlerde 05.03.2010 tarihinde çalışmaya başladığı, davalı şirketin son iki yıl ihaleyi aldığı, bu şirket nezdinde davacının Bakanlık Müdürlüğü ve çocuk yetiştirme yurdunda temizlik işçisi olarak çalıştığı, yetiştirme yurdunun hizmet alımına dair sözleşmenin süresinin dolması nedeniyle iş akdinin 31.12.2015 tarihi itibariyle feshedildiği, bildirim sürelerine uyulmadığı, davalı bakanlık ile davacının çalıştığı taşeron firmaları arasında 4857 sayılı yasanın 2. maddesinde düzenlenen asıl-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davacının işçilik alacaklarından her iki davalının birlikte sorunlu oldukları, son işveren davalı şirketin alt işveren olmasının yanında kendisinden önce farklı taşeron firmalar bünyesinde çalışan davacıyı çalıştırması nedeniyle işyeri devri hükümlerine göre sorumlu olduğu, davacının 05.03.2010 tarihinden itibaren yenilenen hizmet alımı ihaleleri ile taşeron firmalar bünyesinde kesintisiz olarak çalıştığı anlaşıldığından iş sözleşmesini belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüştüğü, davacının ücretinin hizmet alımına dair sözleşmenin 7. maddesi gereğince asgari ücretin % 30 fazlası olduğu, bilirkişi tarafından giydirilmiş ücretin 4857 sayılı yasa ve hizmet alım sözleşmesine uygun olarak hesaplandığı anlaşılmakla;

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, her iki davalının istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;

1- Davalı bakanlık ve şirket vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nun 353.1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Davalı şirketten istinaf harçtan peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3- Davalı bakanlık harçtan muaf olmakla istinaf harcı alınmasına yer olmadığına,

4- İstinaf talebinde bulunan davalı taraflarca yapılan istinaf ve yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

5- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına istinaf vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353.1-b.l bendi ile 5521 sayılı Kanun’un 8.3. maddesi uyarınca dava değeri itibari ile 07.11.2016 tarihinde KESİN OLMAK üzere oybirliği ile karar verildi.

WhatsApp chat
Hemen Ara!