T.C YARGITAY

15.Hukuk Dairesi

Esas: 2009 / 7282

Karar: 2010 / 28

Karar Tarihi: 07.01.2010

ÖZET: Dava, eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Davanın açılmamış sayılmasına, delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden sonraki aşamada karar verilmesi durumunda, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yazılı ücretin tamamına hükmolunacağı ve bu ücretin maktu vekalet ücretini geçemeyeceği belirtildiği halde, davalı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, düşülen bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama ihtiyaç göstermez.(1086 S. K. m. 423) (818 S. K. m. 355)

Davanın Eser Sözleşmesine Dayandığı

Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği düşünüldü:

Dava, eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına dair verdiği karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Davanın Açılmamış Sayılması

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7. maddesi gereğince, davanın açılmamış sayılmasına, delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden sonraki aşamada karar verilmesi durumunda, tarifede yazılı ücretin tamamına hükmolunacağı ve bu ücretin maktu vekalet ücretini geçemeyeceği belirtildiği halde, davalı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de, düşülen bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama ihtiyaç göstermediğinden, kararın HUMK.’nun 438/VII. maddesi gereğince düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

Davalı Yararına Nisbi Vekalet Ücretine Hükmedilmesinin İsabetsizliği

Sonuç: Yukarıda (1) bende yazılı nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent uyarınca kabulü ile; gerekçeli kararın hüküm kısmının (4.) bendinde yazılı <7.797,44.-> rakamının karardan çıkarılmasına, yerine <575.00.-> yazılmasına ve kararın değiştirilmiş bu şekliyle düzeltilerek ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.

T.C YARGITAY

11.Hukuk Dairesi

Esas: 2008 / 8692

Karar: 2010 / 115

Karar Tarihi: 11.01.2010

ÖZET: Davacının davalı Bankanın iki ayrı şubesindebulunan hesaplarından internet bankacılığı yoluyla bilgi ve rızası dışında paralarının çekildiğini, olaya davalının güvenlik önlemlerinin yetersizliğinin neden olduğunu ileri sürmüş ve zararının faizi ile birlikte tazminini istemiştir. Bilirkişi raporuna göre davalı Bankanın kullandığı ve müşterilerine kullandırdığı internet bankacılığının çalınmış bilgilerle işlem yapmaya müsait olduğu, davacının sanal klavye kullanmasının bilgisayar korsanlığını engellemeye yetmeyeceği, davalı Bankanın basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğu ve hafif kusurundan dahi sorumlu tutulacağı gerekçesiyle hükmün onanması gereklidir.(818 S. K. m. 41, 43) (6762 S. K. m. 20)

Banka Hesabından Bilgisayar Korsanlığı Yolu İle Para Çekilmesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 14. Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.02.2008 tarih ve 2005/864-2008/95 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:

Davacı vekili, davalı Bankanın iki ayrı şubesinde hesabı bulunan müvekkilesinin hesabından internet bankacılığı yoluyla bilgi ve rızası dışında paralarının çekildiğini, olaya davalının güvenlik önlemlerinin yetersizliğinin neden olduğunu ileri sürerek, 8.73,59-YTL. nin temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.

Bankanın Güvenlik Önlemlerinin Yetersizliği

Davalı vekili, davacının uğradığını iddia ettiği zarara kendi kusurlu davranışının neden olduğunu, davacı hesabından yapılan havale işlemleri nedeniyle müvekkili bankaya izafe edilecek bir kusurun bulunmadığını, müvekkili internet sitesinde müşterilerin uyması gereken güvenlik uyarılarının tek tek belirtildiğini ve davalı müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı Bankanın kullandığı ve müşterilerine kullandırdığı internet bankacılığının çalınmış bilgilerle işlem yapmaya müsait olduğu, davacının sanal klavye kullanmasının bilgisayarkorsanlığını engellemeye yetmeyeceği, davalı Bankanın TTK. nun 20/2 nci maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğu ve hafif kusurundan dahi sorumlu tutulacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Bankanın Basiretli Bir Tacir Gibi Davranmak Zorunda Olduğu Ve Hafif Kusurundan Dahi Sorumlu Tutulacağı

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 370,57 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 11.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Alacak

T.C YARGITAY

11.Hukuk Dairesi

Esas: 2008 / 8629

Karar: 2010 / 169

Karar Tarihi: 11.01.2010

ÖZET: Dava, davalı banka nezdinde bulunan ve banka çalışanınca zimmete geçirildiği iddia olunan davacı mevduatının tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, ibraname verilmiş olmasına rağmen davacının üzerinde imzası bulunan ödeme dekontundaki paranın davalı tarafça tazmininin gerekip gerekmediği konusunda olup, mahkemece bu konuda da hiçbir değerlendirme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.(818 S. K. m. 21, 61)

Mevduatının Tahsili İstemi

Dava: Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.04.2008 tarih ve 2005/802-2008/237 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Banka Çalışanın Zimmetine Para Geçirmesi

Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından yatırım işlemleri yaptığını ve fon alım satımı için belgelerde eksik olduğunun söylenmesi üzerine bankaca istenilen belgelere imza attığını, ancak, gerçekte kendisi tarafından para çekme işlemi yapılmadığı halde banka çalışanın zimmetine para geçirmesi nedeniyle müvekkilini hesabının boşaltıldığının anlaşıldığını, bu nedenle bankanın zarara ilişkin sadece 56.300,00 TL kısmi ödeme yaptığını ileri sürerek, bakiye 14.911,22 TL’nin tahsilini istemiş, ıslah dilekçesiyle talebini 16.935,00 TL’na yükseltmiştir.

İbranameye Karşı Davacının İleriye Sürdüğü Müzayaka İddiası

Davalılar vekili, müvekkili çalışanınca zimmete geçirilen para için davacıya yapılan 56.300,00 TL tutarındaki ödeme nedeniyle müvekkilinin ibra edildiğini ve davaya konu 11.08.2005 tarihli 16.500,00 TL ödeme dekontunda davacı imzasının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı hesabından çekilen paranın tamamının davacıya ödenmesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.395,60 TL’nin davalılardan Finansbank AŞ’den tahsiline, diğer davalı banka şubesinin pasif dava ehliyeti bulunmadığından bu davalı hakkında davanın ise reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı banka vekili temyiz etmiştir.

Ödeme Dekontundaki Paranın Davalı Tarafça Tazmininin Gerekip Gerekmediği

Dava, davalı banka nezdinde bulunan ve banka çalışanınca zimmete geçirildiği iddia olunan davacı mevduatının tahsili istemine ilişkindir.

Davalı banka çalışanı Yusuf Ö.’in müşteri hesaplarından zimmetine para geçirdiği ve davacının mevduat hesabındaki eksilme nedeniyle ibraname karşılığı davacıya 56.300,00 TL ödeme yapıldığı konusunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, ibraname verilmiş olmasına rağmen davacının üzerinde imzası bulunan 11.08.2005 tarihli ödeme dekontundaki dava konusu paranın da davalı tarafça tazmininin gerekip gerekmediği konusunda olup, mahkemece bu iki konuda da hiçbir değerlendirme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmiştir.

Oysa mahkemece, davalı savunmasında bahsi geçen bu ibranameye karşı davacının ileriye sürdüğü müzayaka iddiasının usulünce değerlendirilerek, taraf iddia ve savunmalarının karşılanması gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C YARGITAY

11.Hukuk Dairesi

Esas: 2008 / 8782

Karar: 2010 / 111

Karar Tarihi: 11.01.2010

ÖZET: Mahkemece, aracın park edildiği otoparkın davalıya ait olup olmadığı, başka bir ifade ile davalının yönetimi veya denetimi altında bulunup bulunmadığı tereddütsüz ve denetime elverişli bir şekilde belirlenmek, gerektiğinde davalı tarafın esaslı ve sonuca etkili itirazlarını karşılayan başka uzman bir bilirkişi ya da kurulundan ek rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, sonuçta eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir. (1086 S. K. m. 284)

Aracın Park Edildiği Otoparkın Davalıya Ait Olup Olmadığı

Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.04.2008 tarih ve 2006/401 – 2008/106 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, davalı şirket çalışanının müvekkili çalışanı Yaşara Güler’e otellerinin kapalı otoparkının bulunduğunu bildirmesi üzerine müvekkili şirket çalışanın davalı otelinde ücretini ödeyerek konakladığını, müvekkili çalışanının içinde tül emtiası yüklü aracı davalı görevlileri refakatinde otelin garajına park ettiğini ve aracın anahtarlarını otelin görevlilerine teslim ettiğini, bir sonraki gün aracın anahtarını istediğinde aracın camının kırılarak emtianın ve bir kısım evrakların çalındığının anlaşıldığını, hırsızlık olayının davalı şirketin sorumluluğunda meydana geldiğini ileri sürerek, şimdilik 15.871,01 YTL’nın temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.

Uzman Bilirkişi Ya Da Kurulundan Ek Rapor Alınmak Ve Sonucuna Göre Karar Verilmesi Gereği

Davalı vekili, davacının aracını park ettiği dava konusu otoparkla ilgili müvekkilinin yönetim, işletim veya denetim yetkisinin bulunmadığını, davacı şirket yetkilisine otelin otoparkında yer olmadığının, ancak istenmesi halinde otelin 400 mt. ilerisinde bir otoparkın bulunduğunun bildirildiğini, aracın içerindeki değerli eşyaların otelin emanet bölümüne konabileceğinin söylendiğini, davacı şirket yetkilisinin sorumluluğunun kendisine ait olacağını belirterek aracı otoparka bıraktığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

 

Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu hırsızlık olayının meydana geldiği yerin davalı şirketin sorumluluğu altındaki bir yer olduğu, davalının meydana gelen zararından sorumlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

 

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

 

Dava, otel konaklama sözleşmesine dayalı olarak meydana gelen zararın tahsili istemine ilişkin olup, davacı çalışanının davalı şirkete ait otelde ücretini ödeyerek konakladığı, davacı şirkete ait tül yüklü aracın davalı şirket çalışanının refakatinde park edildiği, ertesi gün aracın camının kırılarak tül emtianın araçtan çalındığı taraflar arasında çekişmesiz olup, anılan bu hususlar dosya kapsamı ile de sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, aracın park edildiği otoparkın davalıya ait olup olmadığı, başka bir ifade ile davalının yönetim veya denetiminde bulunup bulunmadığı, bu bağlamda doğan zarardan davalının sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.

 

Somut olayda, görgü tespit tutanağında camı kırılarak dava konusu tül emtianın çalındığı aracın <Nergis Otopark> içerisinde park halinde olduğu belirtilmiş, yapılan zabıta araştırmasında da anılan otoparkın dava dışı bir şahsa ait olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirketin mülkiyetindeki otoparkı başka işverene kiraya vermediği, otoparkın davalı şirketçe işletildiği, bu hususun uyuşmazlık konusu olmadığını beyan eden ne var ki denetime elverişli dayanakları belli edilmeyen, taraflarca tanık olarak gösterilmeyen şahısların beyanları irdelenip sonuca varan bilirkişi kurulu raporu mahkemece, benimsenip hükme esas alınmış, davalı vekilinin sonuca etkili ve esaslı itirazları karşılanmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.

Eksik İnceleme

Bu itibarla mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, aracın park edildiği otoparkın davalıya ait olup olmadığı, başka bir ifade ile davalının yönetimi veya denetimi altında bulunup bulunmadığı tereddütsüz ve denetime elverişli bir şekilde belirlenmek, gerektiğinde davalı tarafın esaslı ve sonuca etkili itirazlarını karşılayan başka uzman bir bilirkişi ya da kurulundan ek rapor alınmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, sonuçta eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

 

Öte yandan, inşaat mühendisi ve teknik öğretmen olduğu anlaşılan bilirkişilerin dava konusu çalınan tül emtiasının değerini belirleme konusunda uzman olmadıkları açık olup, bu bilirkişilerce davacı tarafından müşterileri için düzenlenmiş olduğu anlaşılan fatura ve sevk irsaliyesinden hareketle tazminat miktarının belirlenmesi ve belirlenen bu miktarında mahkemece hükme esas alınması da kabul şekli bakımından doğru bulunmamıştır.

Hükmün Bozulduğu

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

WhatsApp chat
Hemen Ara!