09:00 - 18:30

Açılış Saatlerimiz Pzrtsi. - Cmrtsi

+90 535 333 33 31

GSM - WhatsApp ve İletişim Telefonlarımız

Facebook

Twitter

Search
 

Davanın Açılmamış Sayılması Gereği

Polat Arabuluculuk > Makale  > Davanın Açılmamış Sayılması Gereği

Davanın Açılmamış Sayılması Gereği

Davanın Açılmamış Sayılması Gereği

T.C YARGITAY

4.Hukuk Dairesi

Esas: 1999 / 10946

Karar: 2000 / 232

Karar Tarihi: 20.01.2000

ÖZET: Mahkemenin görevsizliğine ilişkin kararın taraflara tebliğine rağmen, davacı tarafça gönderme talebinin on günlük sürede istenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir. (1086 S. K. m. 193) (818 S. K. m. 41)

Dava: Davacı Türk Telekomünikasyon AŞ. vekili Avukat Z. B. tarafından, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine 21.10.1998 gününde verilen dilekçe ile davalının yön levhası dikimi sırasında davacıya ait kablolara zarar vermesinden kaynaklanan tazminatın istenmesi üzerine mahkemece hakem sıfatıyla yapılan yargılama sonunda;

Karar: Mahkemenin görevsizliğine ilişkin kararın taraflara tebliğine rağmen, davacı tarafça gönderme talebinin 10 günlük sürede istenmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 193/son maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 24.6.1999 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı avukatı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

Yön Levhası Dikimi Sırasında Davacıya Ait Kablolara Zarar Verilmesinden Doğan Tazminat İstemi 

Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harç 2230000 liradan alınması gereken onama harcı 2080000 liranın mahsubu ile geri kalan 150000 liranın davacıya istek halinde geri verilmesine 20.01.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi vekili, Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine, Hakem davalarına bakmakla görevli Pendik Asliye Hukuk Hakimliğine verdiği 21.10.1998 tarihli dilekçe ile davalıdan tazminat istemiş, hakem sıfatı ile yapılan yargılama sonucunda bu davalara genel mahkemede bakılacağı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, davacı vekili aynı yere verdiği 23/3/1999 tarihli dilekçe ile dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini istemiş, Asliye Hukuk Mahkemesi 24.6.1999 tarihli kararla, davacının 10 günlük süre içinde başvurmamış olması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermiş, Dairemizce de bu kararın onanmasına karar verilmiş bulunmaktadır.

Hakemce verilen kararın niteliğinin ne olduğu, bu karardan sonra Asliye Hukuk Mahkemesine nasıl başvurulacağı,10 gün içinde başvurma yapılmamışsa bu nedenle açılmamış sayılması kararı verilip verilemeyeceği konularının üzerinde durmak gerekir.

Mahkemenin Görevsizliğine İlkin Kararın Taraflara Tebliğine Rağmen Gönderme Talebinin Gereken Sürede İstenmediği 

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yürürlüğe girmesinden 10 yıl kadar sonra kabul edilen 3533 Sayılı Kanun’la <mecburi tahkim usulü> getirilmiş, kamu kuruluşları arasındaki uyuşmazlıklar adi yargının görev alanından çıkarılarak hakemlere verilmiştir. Kanun’un 2. maddesindeki kamu idareleri arasındaki uyuşmazlıklarda hakemin bir bakan olacağı belirlenmiş iken, 4. maddedeki uyuşmazlıklarda o yerin en kıdemli hukuk hakiminin hakemlik görevini yapacağı kararlaştırılmış bulunmaktadır. Aynı Kanunun 6. maddesine göre hakemlerce verilen kararlar kesin olup bu kararlar için hiçbir makam ve mercie başvurulamaz. Hakemin hakim olması kanun koyucunun bir tercih sebebi olup verilen kararların kesinliği ve niteliği bakımından önemli değildir. Başka bir deyişle, bu yargı yerini (Mecburi Hakem) adi yargının bir şubesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksi halde 2. maddedeki bakanın hakem sıfatı ile gördüğü işler kesin olarak karara bağlanırken, 4. maddedeki hakemin hakim olduğu işler için üst başvuru yerinin varlığını kabul etmek bu şekilde ikilik yaratmak Kanunun düzenleme amacına ters düşer.

Hakem bir karar vermiş ve dosyadan elini çekmiştir. Mahkemenin eline usulüne uygun dava gelmemiştir. Hakemdeki görevsizlik kararı ile sonuçlanan dava ile Asliye Hukuk Mahkemesinin açılmamış sayılmasına karar verdiği dava aynı dava değildir. Hakemin yukarıdaki kararından sonra asliye hukuk mahkemesine açılmış bir dava yoktur. Bu nedenle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar vermek mümkün değildir. Nasıl ki, idari yargıda açılacak bir davanın adli yargıda açılması halinde, görevsizlik kararı değil yargı yolu bakımından dava dilekçesinin reddine karar vermek gerekir ise burada da hakemin görevsizlik kararı olarak nitelediği kararını dilekçenin reddi kararı olarak değerlendirmek ve asliye hukuk mahkemesinde yeni bir davanın açılmış olması şartını aramak gerekir. Bu özellikler içinde Asliye Hukuk Mahkemesinin elinde usulen açılmış bir dava bulunmadığı halde, açılmamış sayılmasına karar verdiğinden, yok sayılması gereken bu kararın bozulması gerekirken onanmış olmasına katılamıyorum.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.polatarabuluculuk.com.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

No Comments

Leave a Comment