09:00 - 18:30

Açılış Saatlerimiz Pzrtsi. - Cmrtsi

+90 535 333 33 31

GSM - WhatsApp ve İletişim Telefonlarımız

Facebook

Twitter

Search
 

Cürüm İşlemek Maksadıyla Teşekkül Oluşturmak Suçu

Polat Arabuluculuk > Makale  > Cürüm İşlemek Maksadıyla Teşekkül Oluşturmak Suçu

Cürüm İşlemek Maksadıyla Teşekkül Oluşturmak Suçu

Altyapı Katılım Payının Tahsili İstemi

T.C YARGITAY

Ceza Genel Kurulu

Esas: 1999 / 8-299

Karar: 2000 / 1

Karar Tarihi: 01.02.2000

ÖZET: TCY.nın 313 üncü maddesinde düzenlenen, suç işlemek amacıyla “teşekkül oluşturmak”, suçun maddi öğesidir, teşekkül ise “iki veya daha çok kişinin birlikte cürüm işlemek amacıyla birleşmeleridir. Maddede öngörülen suç hazırlık hareketlerinin cezalandırıldığı bir tehlike suçu olup, düzenlemeyle müstakbel suçları önleme amacı güdülmüştür. Yasanın amacı basit bir birleşme olmayıp kamu için tehlike yaratacak birleşmeyi cezalandırmaktır, suçu basit birleşmeden ayıran devamlılık, birden fazla suç için biraraya gelme ve sürekliliktir. Sanıkların eylemlerinin TCY.nın 313. maddesinde tanımı yapılan siyasal ve sosyal bir görüşten kaynaklanan bir amaçla cürüm işlemek için teşekkül meydana getirmek suçunu oluşturduğu, dosyadaki kanıtların bu suçtan mahkûmiyetlerine yeter nitelik ve derecede olduğu anlaşıldığından, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. (625 S. K. m. 3) (3713 S. K. m. 7) (765 S. K. m. 125, 131, 133, 146, 261, 313, 403)

Dava: Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçundan sanıklar Ömer K., Bülent A., Eyüp Sabri Ö. ve Muhittin Hamdi Y.’ın, beraatlerine ilişkin Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesince verilen 25.6.1998 gün ve 58/82 sayılı hüküm C.Savcısının temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 4.3.1999 gün ve 17996/2798 sayı ile;

“Temel amaçları Türkiye’de geçerli bulunan laik düzeni yıkıp yerine şeriat düzenine dayalı bir sistem getirmek olan sanıkların, siyasal yaşamdaki yerini legal olarak alıp sonradan yaygın ve etkin biçimde laiklik karşıtı faaliyette bulunması nedeniyle Anayasa Mahkemesince kapatılan R… Partisi ile organik bağ içinde oldukları, bu siyasal kuruluşun istemlerini ve amaçlarını göz önüne alarak 1996 yılında kurdukları Yüksek Öğrenim Yurt Dışı Mezunları Gençlik ve Dayanışma Vakfı ( Y…) bünyesinde devletin yetkili kurumlarının bilgisi dışında ve onların izni olmadan illegal olarak “Y… vakfı yüksek öğrenim özel suffe insani ilimler akademisi” isimli bir Yüksek Öğretim Kurumunu oluşturdukları, temel amaçları doğrultusunda gerçekleştirdikleri birçok faaliyetler yanında yurtdışındaki islami eğitim veren Üniversitelere ve şeriat okullarına illegal yoldan öğrenci gönderdikleri ve öğrencilerin oradaki faaliyetlerini izleyip yönlendirdikleri, böylece Y… Vakfının legal olarak kurulması aşamasındaki resmi kurucularına sunulan faaliyetler dışında Anayasa ve Yasalara aykırı faaliyetlerde bulunmak üzere örgütlendikleri, vakfın ayrıca Türkiye’deki laik sistemi yıkmaya yönelik çalışmalar içinde bulundukları bilinen R… Partisinin yan kuruluşları olan “M… Gençlik Vakfı” ( M… ) Uluslararası Yardım Teşkilatı ( İHH ) islam ilimleri araştırma ve yayma vakfı ( İ… ) ile dayanışma içinde çalıştığı dosyadaki,

Teşekkül Oluşturmanın Suçun Maddi Öğesi Olması

“İ… Yurtdışı Öğrenci işleri koordinatörlüğü”,

“Mısır’da Okuma imkanı ve şartları”,

E. ve L. D., H. S. isimli öğrenci için Suudi Arabistan’da bulunan Üniversitelere yazdıkları referanslar,

Rıza T.isimli şahıs tarafından Şam’dan sanık Ömer K.’a gönderilen mektup,

İslamcı kuruluşlar ve kapatılan R… Partisi Genel Başkanı N. E.’ın bağlantısını gösteren yazı, “muhterem Hocam” başlıklı, Lahor’da Türk öğrenciler adına Alaattin Ö. imzalı mektup ve Türk öğrencilerin sorunları, Mehmet G. imzalı Ömer Faruk K.’a hitaben yazılan mektup,

“M… Gençlik Vakfı Başkanlarına Duyuru” ile Öğrenci Seçme sınavının 16 Temmuz 1994 tarihinde Balgat’ta bulunan Balgat Kültür Merkezinde yapılacağı,

“Ömer Faruk Y. Yüksek Öğrenim Yurt dışı Mensupları Gençlik ve Dayanışma Vakfı Başkanı” duyurusu, Muhterem Hocam başlıklı “müslüman talebeler birliği adına Yusuf Müslüm Ş.”, Başlıklı belgeler ile diğer kanıtlardan anlaşıldığı, böylece sanıkların eylemlerinin TCK.nun 313. maddesinde tanımı yapılan siyasal ve sosyal bir görüşten kaynaklanan bir amaçla cürüm işlemek için teşekkül meydana getirmek suçunu oluşturduğu gözetilmeden, dosya içeriğine uymayan ve mevcut kanıtların değerlendirilmesi yönünde açıklamalar içermeyen soyut ve yetersiz bir gerekçeyle sanıkların beraatlerine karar verilmesi” isabetsizliğinden bozulmuştur.

Yerel Mahkeme ise 16.9.1999 gün ve 49/127 sayı ile;

“TCK.nun 313.maddesinde açık bir şekilde belirtildiği gibi bu madde de belirtilen suçun oluşması için sanıkların TCK.nunda cürüm teşkil eden bir suçu işlemeleri gerekir. Sanıkların sabit olan eylemlerinin hiçbirisi TCK.nun da cürüm teşkil etmemektedir. Sanıkların sabit olan eylemleri yürürlükten kaldırılan TCK.nun 163.maddesine muhalefet teşkil edebilir. Açıklandığı gibi bu yasa da yürürlükten kalktığına göre sanıkların sabit olan eylemleri suç teşkil etmez. Mahkememizin 25.6.1998 tarih,1998/58 esas,1998/82 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi Yükseköğrenim yurtdışı mezunları gençlik ve dayanışma Vakfının kuruluş tarihi 1996 olup, El E… Üniversitesinden yatay geçiş yapan sanıkların okuduğu tarihler 1991-1994 yılları arasını kapsamaktadır. Sanıkların yatay geçiş yaptıkları sırada ve okulda öğrenimlerini sürdürdükleri sürede Y…Vakfının kuruluşu mevcut olmamakla birlikte, dosyada mevcut belgelerde ve sanıkların safahatta verdikleri ifadelerle Mahkememizdeki sorguları sırasındaki beyanları ile El E… Üniversitesinde okuyarak yatay geçiş yapan öğrencilerin Y…Vakfı yönetiminde bulunan kişileri tanımadıkları gibi irtibatlarını belgeleyecek başkaca bir delil olmamakta, Y…Vakfında ele geçenlerin de, sanıkların cürüm işlemek için çete kurdukları hususunda delil niteliğinde bulunmadığı” gerekçesiyle önceki hükümde oyçokluğuyla direnmiştir.

Bu hükmün de C.Savcısı ve sanıklardan Muhittin vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay C.Başsavcılığının “bozma” istekli, 3.11.1999 günlü tebliğnamesiyle Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

Karar: Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından sanıkların beraatlerine karar verilen olayda, Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık sanıklara isnat olunan suçun oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

Gerçek adı Nami O. olan ve bir gazeteye Ender I. ismiyle açıklamalarda bulunan şahsın beyanlarına dayanılarak hazırlanan “Mısır’da şeriat savaşçısı yetiştiriliyor”, “şeriatçılara sahte diploma” başlıklı yazılar üzerine, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesince soruşturma başlatılmış, Nami O.’un tanık olarak beyanları saptanmış, beyanlarda adları geçen sanıklar Ömer K., Bülent A., Eyüp Sabri Ö. ve Muhittin Hamdi Y. gözaltına alınmış, ev ve işyerlerinde aramalar yapılarak bulunan tüm belgelere el konulmuş, adı geçen üniversitelere, Y… Öğretim Kurumu Başkanlığı ve Kahire Büyükelçiliği Eğitim Müşavirliğine iddialar bildirilerek konuyla ilgili bilgi ve belgeler istenmiştir.

İki Veya Daha Çok Kişinin Bulunması Gereği

Sanıklar Eyüp Sabri Ö., Bülent A. ve Ömer K. tarafından kurulan Y…k Öğrenim Yurt Dışı Mezunları Gençlik ve Dayanışma Vakfında ( Y… ) yapılan aramalarda, ele geçen belgelere göre vakfın amacının Yükseköğrenim gören ve yurtdışında öğrenimlerini tamamlayan ve devam eden öğrencilere Türkiye’ye döndükleri zaman iş imkânları ve denkliklerinin kabulü konusunda rehberlik hizmeti vermek, master ve doktora konusunda kendilerini bilgilendirmek olarak belirtildiği; ancak yasal kuruluş amacı bu şekilde belirtilen vakfın, Yüksek Öğretim Kurumundan ve MEB.den izin almaksızın S… İnsani İlimler Akademisi adı altında bir okul açtığı, okulda sadece yabancı dil eğitimi verildiğinin savunulmasına karşın, elde edilen karneler, not çizelgeleri ve öğrenci kütüklerinden, yabancı dil dersleri yanında diğer derslerin de verildiğinin saptandığı, yine vakıfça yurtdışına gönderilecek öğrenciler için sınav yapıldığı, sınav tarihinin ve koşullarının ilan edildiği, gönderilecek öğrencilerden tezkiye istendiği, bu öğrencilerin islami eğitim veren şeriat okullarına gönderildikleri, gönderildikleri yerlerde de faaliyetleri denetlenerek M… Görüş doğrultusunda çalışmalarının sağlandığı, kendilerine parasal yardımlarda bulunulduğu ayrıca bu öğrenciler yaz aylarında Avrupa ülkelerine gönderilerek kapatılan R… Partisi adına faaliyette bulunmalarının sağlandığı, sanıkların amaçlarını, M… Talebeler Birliği adına Ömer Faruk Y. ve Yusuf Müslim Ş. tarafından hazırlanan yazıda; “Bu yazıların hepsi 15.10.1993 tarihinden başlayarak bugüne kadar sürdürülen ve hedefe doğru süratle ilerleyen Dünya İslam Birliğini kurma ve tanıtmaya yönelik kısa raporudur.

Gayemiz, Allah yolunda cihadi yükseltmek ve düşmanlarımızın bize yöneltmiş oldukları silahı elde etmek ve onu onlara karşı Hak’ın yüce davası için kullanmaktır.

……

Hedefimiz … Hilafet’i islamiyenin tekrar bizim vasıtamızla yeryüzüne ilan edilmesi için bu uğurda mücadele ve gayretimizi, kanımızı akıtmak ve malımızı feda etmekle sürdürmektir.

Vasıtamız; siyaset yoluyla iktidara gelmek için müslümanların sizin şahsınız üzerinde ittifak ederek biyatlerine sebep olmak ve Milli Görüş teşkilatı etrafında toplanmak, Adil İslam düzenini Refah Partisi vasıtasıyla hakim kılmaya hizmet etmek çalışmaktır.” şeklinde bilirttikleri görülmektedir.

Alaattin Ö. tarafından Lahor’daki Türk öğrencileri adına sanık Ömer Faruk K.’a gönderilen mektupta ise; “gelenlerin görevi geçen yılki olayları soruşturup, onunla bizi muhakeme etmek değil, cemaate tabi olmaktır. Buraya gönderilen öğrenciler daha titizlikle seçilip gönderilirse iyi olur, islamdan cemaatten bihaber olanlar gönderilmesin, çünkü burası bir cemaatin okulu ve Türk öğrencilerinin yapmış olduğu en ufak bir hata Refah Partisine mal ediliyor, belki de buradan her birimize bir Erbakan gözüyle bakılıyor” şeklindeki,

Mehmet G. tarafından sanık Ömer K.’a gönderilen mektupta ise, “Şeyhle sadece ben görüştüm, Türkiye’den RP teşkilatı olarak öğrenci gönderilirse kabul edip etmeyeceğini sordum, öğrenci gelirse parti adını kullanmasın, gelirlerse yazın gelsinler dedi, öğrenci gönderilecekse Temmuz-Ağustos aylarında gönderilmeden önce bize haber verilsin, RP adına geliyoruz denmesin” şeklindeki açıklamalar da bu amaçlarını ortaya koymaktadır.

Yukarıda içerikleri belirtilen belgeler, tanık Nami O.’un anlatımları, Hamit S. isimli öğrenci için Suudi Arabistan’da bulunan Üniversitelere yazılan referanslar, Rıza T. isimli öğrenci tarafından Şam’dan sanık Ömer K.’a gönderilen mektup, sanık Bülent A. tarafından İHH Genel Merkezine İHH Keşmir sorumlusu sıfatıyla yazılan, islamcı kuruluşlar ve kapatılan Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin E.’ın bağlantılarını gösteren yazı, Merhaba hocam başlıklı yazı, Milli Gençlik Vakfı İl Başkanlıklarına, sanık Ömer K. tarafından Milli Gençlik Vakfı Yurtdışı ilişkileri koordinatörü sıfatıyla yapılan duyuruya ilişkin belgeler ve diğer kanıtlardan; sanıkların, siyasal yaşamdaki yerini legal olarak alıp, sonradan yaygın ve etkin biçimde laiklik karşıtı eylemlerde bulunması nedeniyle Anayasa Mahkemesince kapatılan Refah Partisi ile organik bağ içinde oldukları, bu siyasal kuruluşun istemleri ve amaçları doğrultusunda 1996 yılına kadar sanıklar Ömer K. ve Muhittin Hamdi Y.’ın parti kararıyla yurt dışına giden öğrencilerden birinci derecede sorumlu oldukları ve belirtilen faaliyetlerin bu sanıkların kontrolü altında yürütüldüğü, 1996 yılından sonra ise sanıklar Ömer K., Bülent A. ve Eyüp Sabri Ö.’in kurdukları Yüksek Öğrenim Yurtdışı mezunları Gençlik ve Dayanışma Vakfı ( YUVA ) bünyesinde Devletin yetkili kurumlarının bilgisi dışında ve onların izni olmadan illegal olarak “Özel Suffe İnsani İlimler Akademisi” isimli bir Yüksek Öğretim kurumu oluşturdukları, temel amaçları doğrultusunda gerçekleştirdikleri faaliyetler yanında, yurtdışındaki islami eğitim veren üniversitelere öğrenci gönderdikleri, öğrencilerin oradaki faaliyetlerini izleyip yönlendirdikleri, böylece Yuva Vakfı bünyesinde Vakıf senedinde belirtilen faaliyetler dışında Anayasa ve Yasalara aykırı faaliyette bulunmak üzere örgütlendikleri, vakfın ayrıca laik sistemi yıkmaya yönelik çalışmalar içinde bulunan kuruluş ve teşkilatlarla dayanışma içinde çalıştığı sanıklardan Ömer K.’ın, Ömer Faruk Y. ismini, Eyüp Sabri Ö.’in ise E. soyadını kullandığı anlaşılmıştır.

TCY.nın 313 üncü maddesinde düzenlenen, suç işlemek amacıyla “teşekkül oluşturmak”, suçun maddi öğesidir, teşekkül ise “iki veya daha çok kişinin birlikte cürüm işlemek amacıyla birleşmeleridir. Maddede öngörülen suç hazırlık hareketlerinin cezalandırıldığı bir tehlike suçu olup, düzenlemeyle müstakbel suçları önleme amacı güdülmüştür. Yasanın amacı basit bir birleşme olmayıp kamu için tehlike yaratacak birleşmeyi cezalandırmaktır, suçu basit birleşmeden ayıran devamlılık, birden fazla suç için bir araya gelme ve sürekliliktir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanıkların eylemlerinin TCY.nın 313. maddesinde tanımı yapılan siyasal ve sosyal bir görüşten kaynaklanan bir amaçla cürüm işlemek için teşekkül meydana getirmek suçunu oluşturduğu, dosyadaki kanıtların bu suçtan mahkûmiyetlerine yeter nitelik ve derecede olduğu anlaşıldığından, Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Başkanı; “TCY.nın ikinci kitabının, Amme Nizamı Aleyhine İşlenen Cürümler başlıklı 5. Babının 313 üncü maddesinde düzenlenen, cürüm işlemek için teşekkül oluşturma suçu, ceza hukukunun genel ilkeden ayrılarak hazırlık hareketlerinin yaptırım altına alındığı bir tehlike suçudur. Bu düzenlemeyle güdülen amaç müstakbel suçları önlemedir. Henüz bir suç işlenmemiş olduğu halde, bu amaçla teşekkül oluşturanlara ceza verilmesinin nedeni de budur. Öğreti ile yargısal kararlarda da belirtildiği gibi, madde de öngörülen teşekkül, basit bir birleşmeyi değil, birden çok veya belirsiz sayıda suçların işlenmesi yönündeki birleşmeyi zorunlu kılar. Suçu basit birleşmeden ayıran, devamlılık ve birden fazla suç için olma, diğer bir anlatımla sürekliliktir. Bunun doğal sonucu olarak da teşekkülün oluştuğunun kabulü için planlı bir ortaklık ve eylemli paylaşma gerekir. Ancak teşekkülün şeklinin ve hiyerarşik yapılanma biçiminin suçun oluşmasında önemi yoktur.

Suçun maddi öğesi, teşekkülün cürüm işlemek için oluşturulmasıdır. Suç olan teşekkül, cürüm işlemek için kurulan birliktir.

Suçun manevi öğesi ise özel kasttır. Zira faillerin cürüm işlemek saikiyle bilerek ve isteyerek birleşmiş olmaları gerekir.

Yine öğretide ( A.Pulat Gözübüyük, Gözübüyük Şerhi C.3, Sh.194 v.d ) ve konuya ilişkin çeşitli yargısal kararlarda ( Örneğin Ceza Genel Kurulunun, 3.2.1986 gün ve 509/42 sayılı, 13.4.1987 gün ve 42/211 sayılı kararları ) genel bir kabul halinde belirtildiği gibi TCY.sının 313 ncü maddesi “tamamlayıcı” hükümlerdendir. Bu itibarla yasanın, meşru olmayan ancak belli amaçlarla kurulmasını suç saydığı oluşumlar bakımından TCY.sının 313 üncü maddesi değil, o suçlara ilişkin hükümler uygulanır. Örneğin uyuşturucu madde ticaretine ilişkin teşekküllerde yasanın 313 üncü maddesi değil, 403/7 inci maddesiyle, 125, 131, 133, 146, 147, 149 ve 156. maddelerde yazılı cürümlerden birini veya bazılarını işlemek üzere kurulan ittifaklarda, 171. madde ile uygulama yapılır.

Yüksek Dairenin sayın sözcüsü açıklamalarında sanıklarca oluşturulan teşekkülün amacının TCY.sının 146 ncı maddesiyle yasaklandığı biçimde Anayasada öngörülen devletin siyasal, sosyal ve temel düzenini değiştirmek, özellikle devletin temeli nizamını dini kurallara oturtmak olduğunu belirtmektedir. Böyle bir kabul halinde sanıkların TCY.sının 313 üncü maddesiyle değil, yasamızın 171 nci maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerekir. Nitekim anılan maddenin 1 nci fıkrası “125, 131, 133, 146, 147, 149 ve 156 ncı maddelerde yazılı cürümlerden birini veya bazılarını hususi vasıtalarla işlemek üzere birkaç kişi aralarında gizlice ittifak ederlerse herbiri aşağıda yazılı cezaları görür” hükmünü taşımaktadır. Fıkradaki “hususi” vasıtayla, yalnızca silahların değil, amaca ulaşmada başvurulacak her türlü yöntemin önceden kararlaştırılmış olmasının kastedildiği öğreti ve yargısal kararlarda kabul edilmektedir. Vasıtaların belirli olması kaydı, vasıtanın çete suçunda olduğu gibi, hazır ve en ince detayına kadar tespit edilmesi de değildir. Genel olarak, usulün vasıta bölümünün tespitidir. Burada mutlak değil, relatif bir tespit bahis konusudur. ( Florian ve Tuozziye atfen Çetin Özek siyasi iktidar fonksiyonu aleyhine suçlar sh.399 )

Sanıkların somut olayda dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin ise; 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanununun 4 üncü bölümüne aykırı davranılması nedeniyle Anayasa Mahkemesince kapatılmış olan bir siyasi partinin mensup ve sempatizanı bulunan, bu partinin iktidar ortağı olduğu sırada yönetimde de görev aldıkları belirlenen sanıkların, kendi dünya görüşleri, siyasal ve sosyal amaçları doğrultusunda Yüksek öğrenim Yurtdışı Mezunları Gençlik ve Dayanışma Vakfını ( YUVA ) yasal bir biçimde kurmaları, çeşitli islâm ülkelerinde dini öğretim veren üniversitelere öğrenim görmelerini sağlamak için lise mezunları arasından sınavla seçtikleri kişileri buralara göndermeleri, Yurda dönüşlerini takiben mastır ve doktora yapmalarına yardım etmeleri, aynı görüşteki bazı uluslararası kuruluşlarla yazışmaları, Vakfın çatısı altında S… ismiyle, izinsiz bir okul ve dersane açarak faaliyete geçirmelerinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır.

TCY.sının 261 nci maddesi “Kanun ve nizamlara aykırı mektep veya dersane açanlar, açılan mektep veya dersane kapatılmakla beraber altı aydan iki seneye kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.

Ruhsatsız öğretmenlik edenlerle bunları istihdam eyleyenlere de aynı ceza verilir”.

625 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 3 üncü maddesinde ise “Milli Eğitim Bakanlığından izin alınmadan okul veya dersane açılamaz.” hükümleri yer almaktadır. Sanıkların yukarda belirtilen eylemleri, yine yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ile hukuki değerlendirmeler ışığında ele alındığında cürüm işlemek için teşekkül oluşturma suçunu değil, aşamalarda değişmeyen, elde edilen belge ve bilgilerle de kuşkuya yer vermeyecek şekilde doğrulanan ikrarlarından da anlaşıldığı gibi TCY.nın 261. maddesinde düzenlenen izinsiz okul açma suçunu oluşturduğu kanaatindeyim.” gerekçesiyle,

Kurul Üyelerinden O.Kadri Keskin; “Sanıkların; kısaca YUVA olarak adlandırılan, bir vakıf kurup, bu vakıf aracılığıyla Mısır’daki El-Ezher Üniversitesine öğrenci gönderdikleri, bu şekilde suç işlemek için çete kurmak suçunu işledikleri iddiasıyla açılan davada, Yerel Mahkemece beraat kararı verilmiş, bu karar suçun oluştuğunu kabulle Yüksek 8. Ceza Dairesince bozulmuştur.

Özel Dairece; sanıkların Mısır’daki El-Ezher Üniversitesine Türkiye’deki laik demokratik düzeni yıkarak yerine şer’i esaslara dayalı bir devlet kurmak için gönderildikleri kabul edilerek bu sonuca varılmıştır, bu görüşe katılmak mümkün değildir; çünkü şeriat “bir dinin kuralları demektir, sadece islamın değil diğer dinlerin de ( Hıristiyanlığın, Yahudiliğin, Budizmin ) şeriatı ( kuralları ) vardır. Kurallar bir devleti yıkmak ve vahşet için değil o dinin kurallarını yerine getirmek için öğrenilir. Sanıkların aramızda kültür anlaşması bulunan bir ülkeye öğrenci göndermelerinin devleti yıkmak amacıyla yapıldığını gösteren bir delil dosyada bulunmamaktadır, varsayımlarla suç ihdas edilemez, sanıkların dosyaya yansıyan ve suç teşkil eden tek eylemi sayın CGK. Başkanının da açıklamalarında değindiği TCY.nın 261. maddesinde düzenlenen izinsiz okul ve dershane açmaktır.

TCY.nın 313. maddesindeki suçun oluşabilmesi için, sanıkların suç işlemek için çete oluşturmaları gerekir, sanıklar hangi suçu işlemek için çete kurmuşlardır, eğer TCY.nın 163. maddesi kaldırılmamış olsaydı isnada göre TCY.nın 313. maddesindeki suçun oluştuğu kabul edilebilirdi, ancak belirtilen madde yürürlükten kaldırıldığına göre artık bu da mümkün değildir.” açıklamasıyla,

Kurul Üyelerinden N.Ok, “Sanıkların eyleminin 3713 sayılı Yasanın 7. maddesinde belirtilen suçu oluşturduğu”

Diğer bir kısım kurul üyeleri ise sanıkların TCY.nın 261. maddesini ihlal ettikleri,

Gerekçesiyle, Yerel Mahkeme hükmünün bu değişik gerekçeyle bozulması yönünde karşı oy kullanmışlardır.

Sonuç:  Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, tebliğnamedeki isteme uygun olarak ilk iki görüşmede çoğunluk sağlanamadığından, 01.02.2000 günü yapılan üçüncü görüşmede oyçokluğuyla karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.polatarabuluculuk.com.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

No Comments

Leave a Comment