09:00 - 18:30

Açılış Saatlerimiz Pzrtsi. - Cmrtsi

+90 535 333 33 31

GSM - WhatsApp ve İletişim Telefonlarımız

Facebook

Twitter

Search
 

Borca İtiraz İstemi

Polat Arabuluculuk > Makale  > Borca İtiraz İstemi

Borca İtiraz İstemi

— Borca İtiraz İstemi

Borca İtiraz

İzmir BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. Hukuk Dairesi
Esas: 2016 / 144
Karar: 2016 / 145
Karar Tarihi: 07.11.2016

ÖZET: İtiraza konu imza üzerinde yapılan incelemeye ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen … tarihli raporda inceleme konusu senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği davalı alacaklı vekilinin de gerek … tarihli itiraz dilekçesinde gerekse … tarihli celsede yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini, daha önce cezai soruşturma nedeniyle Söke Jandarma Kriminal Labarotuvar Amirliğinin sunduğu rapor ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki bulunduğu, üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesinden oluşturulacak heyetten rapor alınarak tüm çelişkilerin ancak ortadan kaldırılabileceğini iddia etmiş olduğundan alacağın varlığını ispat külfeti davalı alacaklı da olduğu kuralı da gözetilerek uzman bilirkişilerden oluşturulacak bir kuruldan yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalı vekilinin yeniden rapor alınması talebinin somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle reddedilmesi, kesin kanaat içermeyen mevcut rapor hükme esas alınarak borçlunun imzaya itirazının kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Yine kabule göre de mahkemece takibe konu senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olmadığı kesin olarak tespit ve ispatlanmadığından alacaklının kötü niyeti ve ağır kusuru da ispatlanamadığından alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesinin de yerinde olmadığı anlaşılarak aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İcra Hukuk Mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

(2004 S. K. m. 170) (6100 S. K. m. 353)

Takibe Konu Senetteki İmzanın Borçlunun Eli Ürünü Olmadığı Kesin Olarak Tespit Ve İspatlanmadığı

DAVA: Davacı vekili 02.11.2016 tarihli dava dilekçesinde, davalı alacaklı vekili tarafından müvekkili hakkında Manisa 1. İcra Müdürlüğünün 2015/6181 sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe konu senetteki imzanın, müvekkiline ait olmadığını, imzaya, borca ve tüm ferilerine yönelik itirazların kabulüne karar verilmesini talep ve olarak etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili 25.11.2015 havale tarihli cevap dilekçesinde davanın reddine, davacının tazminata ve para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Manisa 1. İcra Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 28.07.2016 gün, 2015/552 Esas 2016/459 Karar sayılı kararla “davacının imza itirazının kabulüne, takibin durdurulmasına, 2.000 TL tazminatın ve 1.000 TL para cezasının davalıdan tahsiline” karar verilmiştir.

Alacaklının Kötü Niyeti Ve Ağır Kusurunun İspatlanamadığı

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili 05.08.2016 günlü istinaf başvuru dilekçesinde ve yine 29.09.2016 günlü gerekçeli istinaf dilekçesinde Adli Tıp Kurumundan gelen raporda senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığı tespit edilemediğini, ilgili rapora karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, mahkemece üniversitelerin güzel sanatlar bölümünden oluşturulacak bir bilirkişi heyetine dosyanın imza incelemesi için gönderilmediğini, mahkemece hatalı şekilde karar verildiğini, ayrıca imzanın borçluya ait olup olmadığı konusunda bir kesinlik olmamasına ve dolayısıyla İİK ‘nun aradığı senedi takibe koymada kötü niyetin veya ağır kusurun ispatı gibi bir durum söz konusu olmamasına rağmen kanuna aykırı şekilde tazminata ve para cezasına hükmedilmesinin de isabetsiz olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Her ne kadar Manisa 1. İcra Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, İstanbul Adli Tıp Kurumu 09.06.2016 tarihli raporunda inkar edilen imzanın davacı borçluya ait olup olmadığının tespit edilemediğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarını da göz önüne alınarak İİK’nun 170/3 maddesinde öngörülen “inkar edilen imzanın borçluya ait olduğunun anlaşılması” koşulu gerçekleşmediğinden, takibe konu senetteki imzanın davacı borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlanan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğundan, alacaklı taraf da senetteki imzanın davacı borçluya ait olduğunun ispatlayamadığından davacı borçlunun imzaya itirazın kabulüne karar verilmiş ise de:

Alacaklı Aleyhine Tazminata Ve Para Cezasına Hükmedilmesinin Yerinde Olmadığı

İtiraza konu imza üzerinde yapılan incelemeye ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 09.06.2016 tarihli raporda inceleme konusu senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği davalı alacaklı vekilinin de gerek 15.07.2016 tarihli itiraz dilekçesinde gerekse 28.07.2016 tarihli celsede yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğini, daha önce cezai soruşturma nedeniyle Söke Jandarma Kriminal Labarotuvar Amirliğinin sunduğu rapor ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki bulunduğu, üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesinden oluşturulacak heyetten rapor alınarak tüm çelişkilerin ancak ortadan kaldırılabileceğini iddia etmiş olduğundan alacağın varlığını ispat külfeti davalı alacaklı da olduğu kuralı da gözetilerek uzman bilirkişilerden oluşturulacak bir kuruldan yeniden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalı vekilinin yeniden rapor alınması talebinin somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle reddedilmesi, kesin kanaat içermeyen mevcut rapor hükme esas alınarak borçlunun imzaya itirazının kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin, 15.02.2016 gün, 2015/26735 Esas 2016/3900 Karar sayılı benzer içtihadı bu doğrultudadır.)

Yine kabule göre de mahkemece takibe konu senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olmadığı kesin olarak tespit ve ispatlanmadığından alacaklının kötü niyeti ve ağır kusuru da ispatlanamadığından alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesinin de yerinde olmadığı anlaşılarak aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.

İstinaf Başvurusunun Kabulü

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Manisa 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016/552 E, 2016/459 K. sayılı kararının HMK 353/1-a (6) maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2- Dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine iadesine,

3- İstinaf harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

4- İstinaf kanun yolu giderinin ilk derece mahkemesince yeniden kurulacak esasa ilişkin hükümde gözetilmesine,

5- Kararın taraflara tebliğine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07.11.2016

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.polatarabuluculuk.com.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

No Comments

Leave a Comment