09:00 - 18:30

Açılış Saatlerimiz Pzrtsi. - Cmrtsi

+90 535 333 33 31

GSM - WhatsApp ve İletişim Telefonlarımız

Facebook

Twitter

Search
 

Anonim Şirket Ortaklığının Tespiti Davası

Polat Arabuluculuk > Makale  > Anonim Şirket Ortaklığının Tespiti Davası

Anonim Şirket Ortaklığının Tespiti Davası

İş Kazası Sonucu Maddi Ve Manevi Tazminat İstemi

T.C YARGITAY

11.Hukuk Dairesi

Esas: 1999 / 9331

Karar: 2000 / 248

Karar Tarihi: 24.01.2000

ÖZET: Somut olayda davacı, dava konusu pay senetlerini satın alıp elinde bulundurduğunu ileri sürmüş ve 28.1.1993 tarihli oturumda mahkemeye senet asıllarını ibraz ettiği saptanmış olup, davalı şirketin muaraza yarattığı anlaşıldığına göre, husumetin şirkete yöneltilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır. Esasen dava konusu pay senetlerinin davacı tarafından Ahmet …’den satın alındığı konusunda bir uyuşmazlık da yoktur. Uyuşmazlık, söz konusu senetlerin davacıya veriliş amacının gerçekten satışa mı, yoksa başka bir nedene bağlı olup olmadığı noktasında toplanmış olup, bu hususun kanıt yükü iddia eden davalı Şirkete düşer.

(6762 S. K. m. 415, 570)

Genel Kurul Toplantılarına Davet Edilmeme

Dava: Taraflar arasındaki davanın İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince görülerek verilen 03.12.1998 tarih ve 1992/331-1998/1841 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin eski ortağı Ahmet …’den her biri 1.000.000 lira nominal değerli 750 adet ve toplam 750.000.000 lira bedelli pay senetlerini 16.7.1989 tarihinde satın aldığını, davalı şirketin 18.5.1990 tarihli genel kurul toplantısına müvekkilinin ortak sıfatıyla katıldığını, sonraki genel kurullara davet edilmediğini, şirkete gönderdiği uyarıya verilen yanıtta ortak olarak gözükmediğinin belirtildiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirkete 750 adet payla ortak olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.

İnançlı Temlik

Davalı vekili, dava konusu payların önceki maliki Ahmet …’in hasım gösterilmesi gerektiğini, 1989 yılında yönetici olan Ahmet …’in davaya konu senetleri Almanya’da pazarlamak için yönetim kurulu kararı ile davacıya verdiğini, inançlı temlik yapıldığını, bu nedenle davacının 1990 tarihli genel kurula çağrıldığını, davacının herhangi bir bedel ödemediğini, söz konusu pay senetlerinin zayi nedeniyle iptaline ilişkin mahkeme kararı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davalının Ahmet …’in hasım olarak gösterilmesi savunmasına davalı karşı koymadığı gibi, Ahmet … aleyhine dava açmadığı, davaya konu pay senetlerinin alımına dair belge aslını ibraz için kesin süre verilmesine karşın bu belgenin ibraz edilmediği, İstanbul 4.Ticaret Mahkemesi’nin dava konusu pay senetlerinin iptaline ilişkin karara karşı iptal davası açmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, anonim şirket ortaklığının tesbiti istemine ilişkindir.

Yukarıda özetlendiği gibi, davacı vekili, davalı şirkete ait hamiline yazılı 750 payı temsil eden pay senetlerini müvekkilinin davalı şirketin ortağı Ahmet …’den satın aldığını ve söz konusu pay senetlerini elinde bulundurmasına karşın davalı şirketin kendisini ortak kabul etmediğini ve muaraza yarattığını ileri sürerek, 750 payla ortak olduğunun tesbiti isteminde bulunmuştur.

Pay Senetlerinin Zayi Nedeniyle İptal Edilmiş Olması

Davalı vekili, davanın kendilerine karşı açılamayacağını, husumetin payları satan Ahmet …’ye karşı yöneltilmesi gerektiğini, ayrıca söz konusu paylar davacıya satılmış gibi gözüküyor ise de, bunun gerçek satış olmadığını inançlı temlik olduğunu savunmuştur.

Hamiline yazılı pay senetleri, gerçek anlamda hamiline yazılı kıymetli evraktır (TTK. nun 570) ve onların sahibi fiilen elinde bulundurandır. Nitekim, TTK. nun 415 nci maddesinde, hamiline yazılı hisse senetlerinin devri şirket ve 3.kişiler hakkında teslim ile hüküm ifade edeceği öngörülmüştür.

Görüldüğü üzere, hamiline yazılı pay senetlerinin el değiştirmesi şirkete karşı teslimle hüküm ifade edeceğinden şirkete karşı pay senedinin hamili (zilyedi) onun malikidir.

Mahkemece davanın reddi gerekçeleri arasında davalı Şti. tarafından dava konusu pay senetlerinin zayi edildiği iddiasıyla açılan dava sonucunda pay senetlerinin iptaline ilişkin olarak verilen İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesinin 6.11.1991 tarih 1991/164-1097 sayılı kararına karşı iptal davası açılmamış olması da gösterilmiş ise de, zayi nedeniyle iptal davasını ancak hamilin açabileceği ve dolayısı ile davalı şirketin böyle bir dava açmaya hakkı bulunmadığının gözden kaçırılmış olması doğru olmadığı gibi, davacının davalı Şirketi hasım göstermek ve aynı pay senetleri üzerinde hak iddia ederek işbu davayı açmak suretiyle mahkemenin yukarda açıklanan ve davayı ret gerekçesinde bahsetmiş olduğu davayı da açmış bulunmaktadır.

Somut olayda davacı, dava konusu pay senetlerini satın alıp elinde bulundurduğunu ileri sürmüş ve 28.1.1993 tarihli oturumda mahkemeye senet asıllarını ibraz ettiği saptanmış olup, davalı şirketin muaraza yarattığı anlaşıldığına göre, husumetin şirkete yöneltilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamıştır. Esasen dava konusu pay senetlerinin davacı tarafından Ahmet …’den satın alındığı konusunda bir uyuşmazlık da yoktur. Uyuşmazlık, söz konusu senetlerin davacıya veriliş amacının gerçekten satışa mı, yoksa başka bir nedene bağlı olup olmadığı noktasında toplanmış olup, bu hususun kanıt yükü iddia eden davalı Şirkete düşer.

Yukarıda ki açıklamalar karşısında, mahkemece, dava konusu pay senetlerini sattığı ileri sürülen Ahmet …’ye davanın ihbarını sağlaması için davalı tarafa imkan tanınması ve ihbar edilenin beyan ve kanıtları da dikkate alınarak, oluşacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulmak gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Yukarıda yazılı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.polatarabuluculuk.com.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

No Comments

Leave a Comment